-
ben elbette kendi hayatımı kurabilecek soyut/somut şeylere ihtiyaç duyacağım ve karşılayacağım.
bu mecburi; insan olmanın gereği. ancak hiç birisinin beni benden alıp hayatımı sikmesine müsade etmemeliyim de aynı zamanda.
veyahut dış etkenlerin kaleye zarar veremeyeceği derecede sağlamlaştırmam lazım. bunun içinde tek mesele önce kendim.
Önce kendim.
for myself.
-
onların sorumlulukları onlara aittir.
Kişilerin kendi sorumlulukları ve etraflarına olan sorumlulukları vardır; bu sorumluluklara el atmamam gerektiğini kendime iyice öğretmeliyim.
-
maddi olarak bana güvenmiyor oluşları boş bir konu. güvenmesinler zerre sikimde değil. ancak kendi sınırları içerisinde güvenmemeleri gerektiğini onlara anlatamıyorum za xde.
içerisinde bulunduğum durumu iyi tasvir edebilmem lazım. bu şemayı iyi çıkarmam gerekiyor ki ne olduğunu anlayabileyim.
-
bir şekilde onların bu ''düşüncesizlikleri''ne boyun eğiyorum her seferinde. bunu yapmamalıyım, güzel sonuçları hep beraber yaşıyorsak kötü sonuçları da beraber yaşayalım ki kimin ne olduğu belli olsun.
Birazda akışına bırakalım, biraz da rüzgarda savrulalım.
Zaten herşeyi değiştiremeyiz ve hep birşeyler eksik olacak.
çözüm bir iş olamaz, iş bir çok çözümü getirebilir ama mevzu çalışmak iş bulmak değil; düşüncesizlik dengesizlik.
oturup konuşsak çözebilir miyiz? hayır her denememde dahada kötü sonuçlar doğurur genelde ki bu benim sorumluluğumda değildir genelde bunu yaptığımda
''akıl veriyor'' olurum.
-
içinde bulunduğum ruh halini tanımlayabilir miyim?
evet kesinlikle bu şuanki ''işsizlik'' durumu ile ilgili. ve insanların benden beklentileri...
oysa ellerindeki imkanlar kendileri için yeterli durumdaydı. ben onları itina ile uyarmıştım bu öngörülebilir durumlar hakkında; dinlediler mi? hayır.
Suçlular, ama suçlu aramıyorum. Birşekilde akledemediklerine inandırmak istiyorum kendimi.
inandırmaya çalışmamda ayrı bir hata. bozulmuş duyguları onları böylesine mantıksız seçimler yapmalarına itiyor.
yada gerçekten kötü insanlar; kötü seçenekler seçmeyi istediler.
Neyse bu onların sorunu neticede bana zarar veremeyeceklerini biliyorlar ama benden istifade edebileceklerini de biliyorlar.
Bu durumda, sadece ve sadece kendimi düşünmem gerekiyor. Çünkü onların beni düşündüklerini zerre düşünmüyorum; zaten ortada olan bir durum.
Evet dini olarak onlara karşı sorumluyum bu konuyu daha öncede ısrarla araştırdım oturdum analiz felan yaptım. ancak seçimleri kendi ellerinde
ve onlar uçuruma doğru götürmeye, yokuşa sürmeye gerçekten hevesliler.
bedeli kime yansıyor? bana.
bana yansımasının temeldeki sebebi ne olabilir?
tabii ki de onlara karşı sahiplenici duyguları aşırıya kaçırmış olmam.
olağana ve sıradana bırakmıyor, inatla onları da ileriye taşımak istiyorum.
bunu istemem gayet doğal neticede, ama haticede onlar bunu bir ''tehdit'' değişim veyahut herhangi bir şey olarak algılıyor olabilirler.
algılarını siktim hepsinin, haberleri olmadı.
şuanda işsizim, işsiz olmamın sebeplerinden birisi şuan evden çıkmıyor oluşum. gayret göstermiyorum bu konu hakkında ve bir müddet daha göstermeyi
düşünmüyor tercih etmiyorum.
Çünkü nefsime zülmediyor kendimi düşünmüyorum.
-
Birilerinin istemesi mi, benim istemem mi önemli?
kişilik sınırlarım neler?
kililik sınırlarımı ihlal edenleri ne derece sikmeliyim?
-
-korkularım hayatımı nasıl etkiliyor?
-korkularım neler?
-neden korku?
-korkuyu oluşturan durumlar?
-
-ben etrafımdan ne derece sorumluyum?
-ben insanlara menfaat sağlamaz isem neler yaşanır?
-ben mecbur muyum?
-tek seçenek bu mu?
-seçilmiş seçeneklere maruz bırakılmak özgürlük müdür?
-ben köle miyim amq?
-
travmatik olarak zorbalık mağduru olabileceğimi çoğu seçimleriminde bu yönde şekillendiğini düşünüyordum ufak bir sızı gibiydi yani lanacaba gibi.
-ben özel hayatımda mağdur muyum?
-ben psikolojik zorbalığa mı maruz kalıyorum özel hayatımda?
-benim seçimlerimi duygularım nasıl etkiliyor?
-ben dünyayı kurtarmakla mı mükellefim?
-
eğer bir kale oluşturacaksam, kaleyi nasıl ve ne şekilde kurgulayacağım insanların algılarına göre şekillenmemeli. insanların sikko algıları bizzat elimde şekillenmeli