-
‘Sen ustamla nasıl böyle konuşursuncular’ nereye gitti?
Reklam bitti xddd -
‘‘De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu gerçekleştirinceye kadar bekleyin. Allah günaha saplanmış kimseleri hidayete erdirmez.‘’
Eğer geçmişte sevgiyi doğru yönlendirsen elbette şuanki halinden daha ileride olacaktın.
Kuran şifadır… -
Özellikle samimi olduklarınla güç yarışına girmek çirkindir.
Kazansan bile bu boka sürüklenme.
Farkı kişisel değerlerinle, dünya görüşünle ve alfa ipuçlarıyla yarat.
Hacı bir yazısında kardeşlik üyelerinin istisnasız çevresi tarafından çok çok sevilen tipler olduğundan bahsetmişti.
Yarışarak ve kazanarak bu mümkün değil. -
insanların kendinde olmayana nasıl acizce yapıştıklarını görürsün.
-
Dişi betalar, erkek betalar ve omega/betalar zihnindeki hastalıkların sürekli dürtmesiyle bir ‘düşünme hastalığına’ yakalanırlar.
Başlıkta bahsedilen zihni sürekli meşgul olan türk kezbanı tabirinden çıkarabiliriz bunu.
Bu düşünceler vesvese-çıkar takıntısı olarak kendini gösterir.
Ayrıca bu malların canlı olduğunu kendine sürekli kanıtlama ihtiyacı gibi bir olay var. içleri boş ve ölü olduklarından bir araya geldiklerinde bir oyun olarak birbirini kışkırttıklarını, belli cephelere ortak kin tuttuklarını, gelecekle ilgili basit hayallerini coşkuyla paylaştıklarını görürsün. yaptıkları şey malca olsa bile ilkel beyinlerinde duygularını tatmin ettikleri için bu sürekli konuşmak olayına bağımlı hale gelirler. yalnızlıklarını bir nebze unutmak gerçeklerden kaçmak için seçtikleri yol bu.
Zorunlu çevremde var böyle bir insan müsvettesi iyi davranıp coştuğumda duygularıyla ittifak kuruyor iş sessizliği dinlemek yahut dedikodu harici olaylar üzerinde mantık yürütmeye geldiğinde kıskanarak anlamayarak içgüdüsel olarak kurt kokusu almış köpek gibi ruh haline geçiyor.
Buradan çıkarılacak ders akılsızlarla mantık ittifakı kurulamaz çünkü akledemezler.
Duygusal olarak kuracağınız bir ittifak duyguları aklının kontrolünde olmadığından(çünkü akılları yok) sikilmiş sistemleriyle sizi her an yarı yolda bırakacaklardır.
Akılsızlar liginden insanlarla (insanlığın %99.9’u bu kategoriye girer) basit eğlenceyi seçmek yahut siklememe yoluna gitmek gerekir.
Omegalarda durum çok farklı değil çünkü bunların akla uygun davranışları yalnızca empoze edilen karakterle birlikte çevresinden gördüğü kalıp davranışlar dışında akledip yeni bir şey yaratamayacaklarından betalardan tek farkı daha stabil davranan siqilmişh bir omega panpanız olmasıdır. -
@20, bir betayı omegalıktan ayıran özellik nedir?
daha doğrusu bir omegayı, betalıktan ayıran özellik nedir? -
ikisi de güvenilmez huur çocuklarıdır.
-
Okuyup anlamakla mükellef olduğun yazıları altını çizerek, üstüne düşünerek ve uygulamaya karar vererek okuyorsan değişim gelir.
Kuranın ilk emri okudur örneğin bunun oku/anla şeklinde bir ‘ikra’ olduğunu duymuştum.
Eğer sen yalnızca okuyorsan okuduğunu kumbarana biriktirilmiş bir sayfa sayısı olarak görüyorsan ve emek vererek araştırmalarınla gelen 1 sayfayı okuyup geçtiğin 2 sayfaya göre ‘kayıp zaman’ gibisinden görüyorsan bu ziyandır.
Okuyup geçersin çok olay atladığının bilincindesindir ve bilinçaltı artık okuduklarına gereken önemi vermeyecektir.
Örneğin başlıkta ödevlerin test içeriği olmasının sebeplerinden biri budur kendi gelişiminin önünü kendi ellerinle kapatırsın ve bu basit bir şartlanma değil pratik uygulama asıl etkiyi sağ beyinde oturtur.
Saha görevlerini yapmadım. Yapamadım desem daha doğru olur.
Yıllar önce denemiştim ve ağır hasta olduğumu net şekilde farkettiğim bir gündü.
Zararının daha çok olacağını anladığımdan tekrar denemedim.
inşallah bunları da aşacağım. -
Hacının yazdıklarını okuduktan sonra daha ne yazabilirim diye düşünüyorum amk gerçi o da tcmanın anlattıklarını yazıyormuş.
En iyisi hiçbir şey yazmamak zamqi xdd
Lan tcma şarteli açma muhabbetiyle bir mantık kazandırarak aklı kullanmaya sevkediyor.
Hacı da bundan fazlasını yapmıyor olayları enine boyuna analiz ederek aklı nasıl kullanabileceğini gösteriyor.
Hadi ben de sağdan soldan çıkarımlarımı paylaşıyorum kopyanın kopyası bir şekilde.
Kardeşlikteki sözsüz eğitim olayı bunun için var sen aklettiğin kadar gelişiyorsun.
Tüm cevapların ve yeteneklerin altyazıyla aktarılacağı sözlü eğitim mümkün mü bilmiyorum bu yapay altın vuruşa denk gelir sağlıksız yani.
Bizim tcma gibi hacı gibi ileri gelenlerle birebir görüşüp sorulara cevap alma imkanımız olmadığından bunlar her ne kadar her şeye değinse de senin sorun çok daha özel ve ayrıntılı olabilir amk…direkt cevaplanmamıştır ki bunlara ortak fikirle cevap bulmak sonradan gelenlerin sürecinde zorunlu.
Örneğin ben şu beyin dalgaları muhabbetine çok takılırdım bir gün blacktyler ‘beyinde sadece alfa dalgası olmak zorunda mı? Her dalgadan dozuna göre olabilir’ tarzında bir şey yazmıştı.her soru bir düğümdür belki bu cevap beni birkaç hafta/ay ileri atmıştır.
Cevaplarla gelen bir diğer kazanım şudur:her soru nüanslarla doludur ve aslında sorunun cevabı senin akla uygun olmayan olguları nasıl görmezden gelebileceğindir. sınava hazırlanan birinin konulara çalışmadan günde yüzlerce soru çözerek o soruların cevaba nasıl götürüleceğini konu anlatımını yalayıp yutan birine göre çok daha iyi gerçekleştirmesi gibi bir mevzu bu.
Yani bu süreçte sıfırdan başlayıp gerçekten çok sağlam ve keskin bir akılla her şeyi öğrenmeye kalksan çok kolay olur hatta öğretinin varlığını kendin keşfedebilirsin.
https://galeri5.uludagsoz...na-pic-demissin_97952.jpg
Tcma o dönem günlük karşılaştığı olaylardan öğreti çıkarıyorsa bu akıldır. -
-kardeşlik'in şuanki ehlinin birçoğu demin bahsettiğim omegaalfalardır zaten çünkü alfa olma yolundaki birisi kesinlikle ve kesinlikle bu yolda başlığa rastlayıp tcma ile tanışıyor ve sadakatini sunuyor yani olay iki türlü ya insan sol ön beyin ile farkında olmadan yani sağ ön beyin ile açıklayamadığı bir şekilde öğretide derinleşip sonra arayışlarıyla başlığı bulup omegaalfadan alfa oluyor veya önce sol ön beyin ile anlayıp sonraki arayışında başlığa denk gelip omegadan alfaya serpiliyor- hacityler
bu kısmen bizim için geçerli. kendimden örnek verecek olursam öğretiyi daima sol ön beyinden ilerlettim yıllar öncesinden olayları enine boyuna inceliyordum. hacinin son yazılarında karşılaştığım sol ön beyin sağ ön beyin muhabbetiyle bildiklerimi nasıl uygulayacağıma dair cevaplar buldum bu benim için bir dönüm noktası oldu.
son zamanlarda çatır çatır konuşmaya başladım millet de şaşırıyor amk çünkü ben de konuşsam neler anlatırım amk diye düşünüyordum.
yani öğretiyi sol ön beyinde işlemişim uzunca süre geliştiğimi hissediyordum aslında ancak dışarıdan bakınca fol yok yumurta yok bu durum beni rahatsız ediyordu.
kimi öğretiyi sağ beyinde işler sürekli sıçar batırır sosyal ve pratik olarak gelişmiştir yavaş yavaş kendini toparlamaya başlamıştır ancak öğretiden alınacak dersleri sol ön beyinde mantıksal olarak işleyemediğinden tavırları hep eksik kalıyordur.
bu adam aklını geliştirip bahsettiğim eşiği atladıktan sonra olaylara sol ön beyni kullanarak daha mantıksal işbilen bir şekilde yaklaştığında tamamlanıyor demektir.
demem o ki kesinlikle gelişiyorsunuz ancak içten içe hissettiğiniz pişmanlığınız sağ ön beyinle sol ön beyniniz arasında uyuşmazlık olması olabilir. diğer senaryolarda ikisi de öğreti ışığında gelişmemiştir yahut dengeli bir şekilde gelişmiş olabilir.
insanlar istediğini kolayca elde etmeye yahut kolayca vazgeçmeye çok meyillidir.
sen yıllardır çeperinde gezindiğin değişim olaylarını hala kovalamaya devam ediyorsan %1’lik dilimdesin demek ki bu insanı inanılmaz geliştirir.
sabrın, aklını,duygularını kısacası neler yapabileceğinin sınırlarını günden güne zorlayarak geliştiriyorsun.
başlıkta değinilen değişimin önüne geçilmemesi çok kompleks bir mevzu şöyle ki seni harekete geçirecek büyük pişmanlığın suçluluk duygusunun yanında son durumunu geçmişinle kıyas edebileceğin bir aklın tohumları da ayrıca ekilmiş içine.tümünü göster
- bugün (2)