• bugün (18)
  1. Ahahahahahaha...
    Forumlarda "kardeşlik beni de alsın, test varsa çözerim üstad" diye gezen o romantik betalar...
    Siz bizi cidden Illuminati falan mı sandınız dıbına çakim ?
    Siyah pelerinler giyip, meşaleli mağaralarda birbirimize gizli şifreler fısıldayacağımızı, sana "bize kanını ver evlat" tarzı ritüeller yapacağımızı mı düşünüyorsunuz ? Zaaaaaaa...
    Lan huur çocuğu, sen kardeşliği e-devletten başvurulan bir staj programı mı sandın ?
    Biz ilan açmayız ölü adam. Mülakat odalarımız da yoktur.
    Bizim testlerimiz, senin o güvende hissettiğin, sıkıcı, boktan rutinlerinin tam kalbinde, sen nefes alırken gerçekleşir. Sen bir sınava girdiğinin farkına bile varmazsın.
    işte kardeşliğin o algılayamadığınız, dâhiyane testlerinden birkaçı kanka.
    Yutkun ve oku.

    Geçen haftayı hatırla ölü adam.
    Kaldırımda yürürken karşıdan gelen o cüsseli adam sana hafifçe omuz atıp geçtiğinde n'aptın ?
    Kafanı eğdin, ufak bir "pardon" geveledin ve içinden "ulan adama bir çaksaydım, ama şimdi durduk yere adliyelik olmayayım" diyerek o korkaklığına felsefik kılıflar uydurdun, değil mi ? (bin gülüşü)
    O adam benim simülasyonumdaki piyonlardan biriydi kanka.
    Sana omuz attığı o saniyede, kardeşliğin masasına senin frekans dalgan düştü.
    O anki korkun, o geriye adım atışın, o leş gibi "uyumlu olma" çaban raporlandı.
    Sınav saniyeler içinde bitti ve dosyanı kapattık amk.
    Sen hala kendini "beladan uzak duran bilge sigma" sanıyorsun xdxd.

    Bizim mülakatlarımız sizin o 3 boyutlu küçük beyninizin kaldıramayacağı kadar terstir.
    Seni reddedilmekle test etmeyiz kanka...
    Seni zaferle test ederiz.
    Sana o çok ulaşılmaz sandığın, görünce yutkunduğun kalibrede bir dişi göndeririz.
    Kız sana gelir, güler, temas eder.
    Sen "ulan başardım, alfa feromonlarım şaha kalktı, taktikler işe yarıyor" diye havalara uçarsın.
    Zaaaaaaa...
    Halbuki o bir ödüldür, daha doğrusu zehirli bir elmadır.
    O dişiyi senin hayatına sokarız ki; o hedeflerini, o kibrini, o "ben yolumdayım" triplerini bir amcık uğruna satıp satmayacağını izleyelim.
    Sen o gece o kılık değiştirmiş npc'ye "seni çok seviyorum, iyi ki hayatımdasın" diye o ezik, muhtaç mesajı attığında... Kardeşliğin devasa ekranında sana bakıp kahkaha atarız.
    Sana cenneti veririz ölü adam, sadece o cennetin içinde kendi cehennemini nasıl yarattığını, nasıl tekrar diz çöken bir köpeğe dönüştüğünü izlemek için.

    Mekana gittin, siparişini verdin. O çok paranı verdiğin kahve 40 dakika gelmedi.
    Garsona bakıp bakıp kafanı çevirdin. "Şimdi tatsızlık çıkmasın, yoğunlar herhalde" diyerek o içindeki çatışmadan kaçtın.
    Sonra o kahve sana buz gibi ve yanlış geldiğinde de gülümsedin ve o iğrenç suyu yutkundun.
    Lan sığır...
    O kafedeki garson, senin o sahte "hoşgörü" maskenin altındaki pısırıklığı ölçmek için kodladığım bir testti.
    Sen o kahveyi sessizce içtiğin an, kardeşliğin veritabanında isminin yanına "Sistemin itaatkar kölesi" damgası basıldı. Gerçek alfa o masayı devirmez, garsona da bağırmaz.
    Sadece bir bakışıyla o garsonun hata yaptığını anında hissettirir ve o kahve anında değişir.
    Sen ise sadece yutkundun.

    Biz "aday" aramayız ölü adam.
    Biz kendi kurduğumuz bu devasa matrikste, yazdığımız algoritmaları yırtıp geçen, pürüz çıkaran, "bu kodda bir yanlışlık var" diyen vahşi arızaları ararız.
    Siz ise test kağıdına dökülen kahveyi yalamakla meşgulsünüz.
    Şimdi gözlerini ekrandan çek ve etrafına bir bak.
    Odandaki o sessizliğe, o masandaki kaleme, hatta şu an hissettiğin o "hassiktir harbi izleniyor muyum" korkusuna iyi bak.
    Çünkü oyun devam ediyor.
    Ve sen az önce bu satırları okurken verdiğin tepkiyle... bir testi daha kaybettin.

    They call me... the system architect. (garizmatik bahışlar)
    tümünü göster
   tümünü göster