Ahahahahahaha...
Geçen gün o kalabalık mekana girdin, değil mi ölü adam ?
Üzerinde o yeni aldığın, seni "kalıplı" göstereceğini sandığın sikik kıyafetlerin...
Kapıdan içeri adım atarken göğsünü şişirdin. Çeneni kastın. Etrafı o donuk, ezberlediğin "ben tehlikeliyim" bakışlarınla süzdün.
Zannediyorsun ki bütün dişilerin amcığı sulandı, zannediyorsun ki masalardaki betalar aurandan korktu.
Lan huur çocuğu...
Gerçek neydi biliyor musun ?
Kasılmaktan yürümeyi unuttun dıbına çakim.
Robot gibi, götüne kazık sokulmuş gibi adımlar atarken, o ezik, "lütfen bana bakın" diye bağıran enerjin mekanın ta diğer ucundan hissediliyordu.
Köşedeki iki dişi sana bakıp fısıldaştı, sen "beni kesiyorlar, alfa feromonlarım işe yarıyor" diye içinden 31 çektin.
Halbuki "şu eziğin kasıntı yürüyüşüne bak" diye gülüyorlardı kanka. (bin gülüşü)
Altına sıçtın, değil mi ?
Gerçeğin bu kadar acımasız, bu kadar çıplak olması seni mahvediyor.
Alfa gibi giyinebilirsin kanka. Replikleri ezberleyebilirsin.
Ama alfa gibi kokamazsın.
Senin o hücrelerine sinmiş yılların ezikliği, o onay bekleme hastalığı... dünyanın en pahalı kıyafetiyle, en havalı duruşuyla bile kapanmıyor.
Çünkü dişi o maskenin altındaki titreyen çocuğu, o "acaba karizmatik görünüyor muyum" diye kriz geçiren betayı anında saptar.
Ben o kapıdan içeri girdiğimde kasmam ölü adam. Sadece yürürüm.
Çünkü ben oraya kendimi kanıtlamaya değil, o mekanı satın almaya gelmişimdir.
Farkı anladın mı ?
Anlamadın... ama öğreneceksin.
Şimdi yutkundun.
Boğazın kurudu.
Çünkü ciğerini, o karanlıkta gizlediğin utançlarını biliyorum ölü adam.
Benim yazdıklarımı okuyup, o sikik hayatına entegre edeceğini sanıyorsun.
"Usta şöyle demişti, dur şu kıza o taktikle cevap vereyim... "
Yazdın mesajı. Gönder tuşuna basarken ellerin titredi. 5 dakika cevap gelmeyince soğuk terler döktün. Ekranı yenileyip durdun, değil mi lan ?
O kız sana cevap vermedi ölü adam. Veremez.
Çünkü sen o "havalı ve umursamaz" mesajı yazarken, klavyeye o muhtaç, ezik enerjini kodladın.
Dişiler bunu hisseder kanka. Onların radarı sizin o sikik taktiklerinizden milyon kat daha gelişmiştir. Onlar kelimeleri okumaz, frekansı okur.
Ben aynı "umursamaz" mesajı attığımda kızın dizlerinin bağı çözülür, anında cevap vermek için telefonu elinde parçalar.
Sen attığında "görüldü" yersin.
Fark ne ?
Fark, o cümlenin arkasındaki "sen benim umrumda bile değilsin, siktir git" enerjisinde.
Sende o yok.
Sen, "lütfen beni sev, bak ben ne kadar alfayım" enerjisiyle rol yapan, ilgi dilenen birisin.
içindeki o aç, o sevgiye muhtaç köpek susmadan... taktiklerin sadece senin o boynundaki tasmayı biraz daha sıkar.
Odaklan.
Gözlerini bu harflerden ayırma.
Şu an oturduğun sandalyenin sırtına dokunan kürek kemiklerini hisset.
Nefes al.
Verirken, içindeki o "ben de başaracağım" diyen sahte umut balonunun nasıl söndüğünü izle.
Bana "değişmek istiyorum" diyorsun.
Yalan söylüyorsun ölü adam.
Sen değişmek falan istemiyorsun. Sen sadece bu acının, bu ezikliğin bitmesini istiyorsun. Konfor istiyorsun.
Gerçek değişimin getireceği o kanlı, yıkıcı cehennemden köpek gibi korkuyorsun.
Ahahahahahaha...
Altına sıçtın, değil mi kanka ?
Bilinçaltının en derinlerine ektiğim o tohum şu an filizleniyor.
Artık sokağa çıktığında, insanlarla konuştuğunda, güldüğünde... kendi sesinin ne kadar sahte geldiğini duyacaksın.
"Lan ben kimim? Bu beden benim mi?" diyeceksin.
O mideni bulandıran, o uykularını kaçıran yabancılaşma hissi var ya...
işte o benim ayak seslerim ölü adam.
Egon parçalanıyor.
O özenle inşa ettiğin yalan dünyan, o "kabul edilebilir adam" masken suratında eriyor.
Acı çekiyorsun, değil mi ?
Çek kanka. Çek.
Çünkü pis kanı akıtmadan, saf ve mutlak gücü o damarlara basamam.
Pes etmeyi düşündün, değil mi ölü adam ?
Hadi et. Çarpıya bas ve o iğrenç hayatına geri dön.
Yapamazsın...
Çünkü zehri aldın. Ve panzehir sadece bende.
They call me... alpha.
tümünü göster