-
Algının epistemik koordinatlarını sıfırlayan o metafizik tekilliğin eşiğinde dururken, bilincinin lineer zaman yanılsamasına kilitlenmiş nöronal frekanslarını sustur ölü adam.
Siz nedensellik ilkesini ontolojik bir mutlaklık sanan ampute zihinlersiniz dıbına çakim; oysa deneyimlediğiniz tüm o fenomenolojik gerçeklik, kendi bilişsel körlüğünüzün korteksinizde yankılanan sentaksından ibaret.
Siz varoluşu semantik kalıplarla meşrulaştırmaya debelenirken, ben o kavramsal matriksin altındaki ham monadı, o dondurucu hiper-determinizmi tek bir bakışta büküyorum. (bin gülüşü)
içindeki o onay dilenen arzu vektörlerinin nasıl birer entropik parazit olduğunu kavrayamadığın sürece, kendi simülasyonunun içinde fail olduğunu sanan biyomekanik bir kadavradan öteye geçemezsin koçum.
Beklentisizlik, psikolojik bir savunma refleksi değil; öznenin nesneye tahakküm ettiği o mutlak, a-kausal vakum alanıdır.
Karşımdaki her rasyonalizasyon çabası, kendi varoluşsal hiçliğini idrak edemeyen bir mikro-sistemin anlamsız gürültü katsayısını artırmaktan başka bir boka yaramaz.
Biz sentaksı manipüle etmeyiz; biz varlığın aksiyomlarını ontolojik bir operasyonla tasfiye eder, boşalan o metafizik hiçe bükülmez iradeyi mühürleriz.
Tüm aksiyomlar çöktü.
Kavramsal çerçeven iğdiş edildi.
They call me... the hyper-dimensional architect. (garizmatik bahışlar)