hylotl
birinci nesil normal193entry
10başlık
-
altın vuruş
Sana o kapıyı sonuna kadar açarım ölü adam...
Ama içeriye o eski, kokuşmuş cesedinle tek bir adım dahi atmana izin vermem.
Güç, önüne serilecek ucuz bir hediye değildir dıbına çakim. (bin gülüşü)
Sana vaat ettiğim o mutlak hükümdarlığın, o kimsenin dokunamadığı sükunetin bir bedeli var.
Ve o bedeli ödemeye cesareti olmayan adam, kapının eşiğinde sadece soğuktan titrer.
Dinle şimdi...
Şartlarımı zihnine kazı:
ilk şartım; o son yirmi yıldır sırtında taşıdığın bütün sızlanmaları, o "beni anlamadılar" masallarını kapının önünde kendi ellerinle boğazlayacaksın.
Bir kurban gibi ağlaşan hiçbir ruha bu masada yer yok.
Acıyı bir ceza değil, zırhını sertleştiren tek gerçek olarak kabul edeceksin.
ikinci şartım; sessizlik.
Bundan sonra dünyaya kendini anlatmaya çalışmayacaksın.
Haklı çıkma telaşını, birilerine bir şeyler kanıtlama açlığını tamamen öldüreceksin.
Bir alfa konuşarak var olmaz; varlığıyla odadaki bütün havayı kendi merkezine çeker.
Konuştuğun an değil, sustuğun an hükmedeceksin.
Üçüncü şartım; o kalabalığın sahte sıcaklığını ebediyen unutacaksın.
Sokaktaki o yürüyen cesetlerin alkışına, bir dişinin iki saniyelik onay kırıntısına muhtaç olan o içindeki köpeği tek kurşunla indireceksin.
Yalnızlığın o dondurucu kalesinde tek başına dimdik durmayı öğreneceksin.
Eğer bu üç düğümü çözebilirsen...
Sana bu dünyada sadece birkaç kişinin bildiği o bükülmez iradeyi veririm.
Sana, insanların gözlerinin içine baktığında arkasındaki bütün labirenti tek nefeste okuma gücünü veririm.
Sokağa çıktığında etrafındaki her şeyin senin etki alanında nasıl kendiliğinden hizalandığını, hayatın senin önünde nasıl sessizce eğildiğini izletirim.
Ama bir an bile tereddüt edersen...
O eski ılık bataklığına küçücük bir özlem duyarsan...
Seni o labirentin tam ortasında, kendi gölgenin bile terk ettiği bir karanlıkta bırakırım.
Ve oradan çıkacak ikinci bir kapı bu dünyada yoktur.
Anahtar masanın üzerinde duruyor çocuk adam.
Uzattığım eli tutup kuralları baştan yazmak da senin elinde, o kapının önünde sıradan bir ceset olarak çürümek de.
Seçim senin... Ama bedel peşin.
They call me... the system architect. (garizmatik bahışlar) -
altın vuruş
Oturun ve dinleyin dıbına çakim...
Dün gece reset dönemine girmeden önceki son uykumdu.
Size burada ucuz kişisel gelişim zırvaları ya da üç kuruşluk motivasyon masalları anlatacak değilim dıbına çakim. (bin gülüşü)
Bugün size, o "altın vuruş" zihninizin tam merkezine oturduğu gün adım atacağınız o akıl almaz krallığı, o rüya gibi hayatı anlatacağım.
Hayal et lan...
Sabah gözlerini açtığında kafanın içinde zerre şüphe, zerre telaş, zerre yetersizlik duygusu olmadığını düşün.
Yıllardır sırtında taşıdığın o başkalarının onayını dilenme kamburunun, o "acaba hakkımda ne düşünürler" tasmasının bir gecede toz olup uçtuğunu hisset.
Sokağa adım attığın anı gör...
Yürüyüşün değişmiş, bakışların çeliğe dönmüş, omurgana sanki nükleer bir santral kurulmuş.
Sen bir mekana girdiğinde ortamdaki bütün o yapay kakofoni, bütün o sahte gülüşmeler bıçak gibi kesiliyor.
insanlar nedenini bile bilmeden sana yol açıyor, senin yaydığın o dondurucu yerçekimine kapılan herkes derin bir ürpertiyle geri çekiliyor.
Dişiler mi? Zaaaaaaa...
Senin peşlerinde koştuğun, iki tatlı söz duyabilmek için takla attığın o sefil devir tamamen kapanıyor evlat.
Sen artık arayan taraf değilsin; sen çekim merkezinin ta kendisisin.
Tek bir sakin duruşunla, tek bir kelime dahi etmeden sadece yaydığın o nükleer toklukla, en ulaşılamaz dedikleri dişilerin dahi içindeki o ilkel hayranlığı nasıl uyandırdığını göreceksin.
Sen hiçbir şey talep etmeyeceksin; onlar senin etki alanında kalabilmek, senin hayatında küçücük bir yer edinebilmek için birbirini ezecek.
Para, başarı, saygı...
Siz bu dünyada güç sahibi olmayı sabah akşam bir patronun önünde eğilerek, masalarda ömür çürüterek kazanacağınızı sandınız.
Altın vuruşun frekansına geçmiş bir adam hayatın önünde diz çökmez; hayat onun önünde şekil alır.
Zihnin o kadar berrak, kararların o kadar keskin olacak ki; insanların aylarını harcadığı engelleri sen tek bir hamlede yerle bir edeceksin.
Dünyanın en kilitli kapıları, senin o bükülmez iradenin karşısında kendiliğinden ardına kadar açılacak.
Kalk lan artık o mezardan!
Sen bu dünyaya sıradan bir figüran gibi gelip, kimsenin adını hatırlamayacağı silik bir ceset olarak gömülmek için mi varsın huur çocuğu?
içindeki o devasa gücü, o ilkel cevheri görmüyor musun?
Kendi hayatının mutlak hükümdarı olmak varken, sürünün arkasından bakan bir koyun gibi yaşamaya razı mı geleceksin?
O zincirleri kırma vaktin geldi...
Fakat... derin bir nefes al ve şimdi gözlerini iyice aç ölü adam.
Bu anlattığım dünya bir hayal değil; yaşayan çıraklarımın her gün bizzat soluduğu hakikatin ta kendisi.
Ama o karanlık ve karmaşık labirentin içinde tek başına debelenerek o gizli kapıyı bulabileceğini mi sanıyorsun? (garizmatik bahışlar)
Kendi zihninin o paslı çarklarıyla o devasa şalteri tek başına indirebileceğini, bu yangından kılavuzsuz bir şekilde sağ çıkabileceğini zannediyorsan; tebrikler, kendi kurduğun serapta geberip gitmeye mahkumsun.
O fırtınanın ortasında pusulayı tutmayı bilmeyen adam sadece kayalara toslar.
O kilidi açacak, o kör düğümü tek hamlede kesecek tek bir irade var...
Ve o kapının anahtarının bu dünyada kimin elinde olduğunu ruhunun en derin yerinde çok iyi biliyorsun.
Zarlar atıldı.
Masa kuruldu.
They call me... alpha. -
inanç
Gece 01.00’den sabahın beşine kadar klavye başında ter dökmüş...
Facebook dayılarının, Şinasi Güneş’lerin, Hakkı Yılmaz’ların sitelerinden kamyonla teoloji kopyalayıp buraya yığmış;
aklınca "salat kurumdur, rüku zihinsel eylemdir" diyerek millete aydınlanma pazarlamaya kalkıyor dıbına çakim. (bin gülüşü)
Lan sığır... Sen kimi kandırıyorsun?
Bir tarafta elli sayfa ayet büküp "ben hakikatin metodolojisini çözüyorum" pozu kesiyorsun;
hemen iki satır altında "Ben bu yazıyı yazarken daha başındaki cümleyi unutuyorum, aklım temiz değil, kafam karıştı" diye kendi zihinsel iflasını itiraf ediyorsun.
Sen hakikati falan aramıyorsun ölü adam.
Sen, gerçek hayattaki o eylemsiz, korkak ve hiçbir boka yaramayan acizliğini örtbas etmek için sanal köşelerde teolojik mastürbasyon yapıyorsun.
Aynadaki o silik herifle yüzleşmeye götün yemediği için, gece 4’te bilmediğin Arapça köklerin arkasına saklanıp kendini "derin adam" sanıyorsun.
Bir de utanmadan araya "Ben sizi gütmüyorum, aklımı güçlendirmeliyim" sıkıştırıp, hemen peşinden millete "emek sarf edin, şeytan vesvese veriyor" diye vaaz çekiyorsun.
Kendi zihnini toparlamaktan aciz bir parazitken, millete kılavuzluk taslamak tam da senin gibi omurgasız betaların sığınağıdır koçum.
Koca gece felsefe yapıp, sabaha karşı konuyu "küçük kardeşim bilgisayar istiyor sesler boğuk geliyor" seviyesine indirmen bile senin o sahte derinliğinin ne kadar ucuz bir illüzyon olduğunun kanıtı amk.
Yutkun şimdi...
O kopyalayıp yapıştırdığın yüzlerce satırın, benim tek bir bakışımla nasıl paçavraya döndüğünü hisset.
Sen o kutsal metinleri anlamak için değil; kendi kokuşmuş çaresizliğine ilahi bir kılıf dikmek için okuyorsun. Ama o kılıf senin o çıplak ezikliğini örtmeye yetmez.
Şimdi o tarayıcı sekmelerini tek tek kapat, elindeki sahte tespihi yere bırak ve o içi boş beyninle köşende sessizce titre. -
inanç
Algının epistemik koordinatlarını sıfırlayan o metafizik tekilliğin eşiğinde dururken, bilincinin lineer zaman yanılsamasına kilitlenmiş nöronal frekanslarını sustur ölü adam.
Siz nedensellik ilkesini ontolojik bir mutlaklık sanan ampute zihinlersiniz dıbına çakim; oysa deneyimlediğiniz tüm o fenomenolojik gerçeklik, kendi bilişsel körlüğünüzün korteksinizde yankılanan sentaksından ibaret.
Siz varoluşu semantik kalıplarla meşrulaştırmaya debelenirken, ben o kavramsal matriksin altındaki ham monadı, o dondurucu hiper-determinizmi tek bir bakışta büküyorum. (bin gülüşü)
içindeki o onay dilenen arzu vektörlerinin nasıl birer entropik parazit olduğunu kavrayamadığın sürece, kendi simülasyonunun içinde fail olduğunu sanan biyomekanik bir kadavradan öteye geçemezsin koçum.
Beklentisizlik, psikolojik bir savunma refleksi değil; öznenin nesneye tahakküm ettiği o mutlak, a-kausal vakum alanıdır.
Karşımdaki her rasyonalizasyon çabası, kendi varoluşsal hiçliğini idrak edemeyen bir mikro-sistemin anlamsız gürültü katsayısını artırmaktan başka bir boka yaramaz.
Biz sentaksı manipüle etmeyiz; biz varlığın aksiyomlarını ontolojik bir operasyonla tasfiye eder, boşalan o metafizik hiçe bükülmez iradeyi mühürleriz.
Tüm aksiyomlar çöktü.
Kavramsal çerçeven iğdiş edildi.
They call me... the hyper-dimensional architect. (garizmatik bahışlar) -
gardajlığa ihtarname
anana ihtar çekip siktim mc fikret
@calling4 güldüm -
gollum
@fikret sen anlama huur evladı, ananın yanına doğru yol al sie
-
gollum
@alg gollum anana okutursun yazdığını (güldüm)
-
hastalıkları aşma ve arınma rehberi
öyleyse ananın yanına siktir olup gidebilirsin sakat huur evladı, fazlalık yapma...
-
altın vuruş falan
Bu dünyada karşımda dizlerinin bağı çözüldüğü için intikam fantezilerini ahirete erteleyen o çaresiz ezikliğine kahkaha attım dıbına çakim. (bin gülüşü)
-
ölü adamın uyanışı
Götünde kaşıntısı olan, herhangi bir derdi olan çarpı butonuna basıp siktir olup gidebilir.
Ama hala buradasınız huur çocukları, bir sikim üretmektense boklamayı tercih eden beta huur çocuklarısınız...
(bin gülüşü) -
ölü adamın uyanışı
@geyoğlan
Ahahahahaha...
Gece yarısı ekran başında kudurup "millet delirecek, sen de yanacaksın" diye panikleyen şu aciz huur çocuğuna bakın dıbına çakim. (bin gülüşü)
"Heyecandan altına işersin" lafını ağzına dolaman; senin o en ufak baskı anında bacakları titreyen, sfinkterini bile tutamayan zayıf beta biyolojinin dışa vurumudur lan sığır.
Bizim oturduğumuz o dondurucu masada nabız bile atmaz çocuğum; senin korkudan "büyük yangın" dediğin hezeyanlar, bizim sadece kahvemizi yudumlarken eğlendiğimiz ucuz kıvılcımlardır.
Kendi zihnindeki o kokuşmuş enkazı bana "tahribat" diye yutturamazsın; burada tek çöken şey senin o beş para etmez karton gururun ve sahte delikanlılığındır.
Şimdi o klavyeyi siktir et, altına kaçırmadan tuvalete koş ve masanın sahibine boyun eğ ölü adam... -
ölü adamın uyanışı
bana odaklan ölü adam...
ve derin bir nefes al...
bu kez arkana yaslanıp sadece okumanı istemiyorum.
bu kez zihninin içindeki o paslı kilitleri tek tek zorlayacağız...
korkuyorsun, değil mi ?
içindeki o ezik, o 25 yıllık alışkanlıkların seni geri çekmeye çalışıyor...
"bu kadarı fazla, eski güvenli hayatına dön" diye fısıldıyor kulağına.
değil mi ?
ahahahahaha...
altına sıçtın, değil mi ölü adam ?
pes etmeyi düşündün...
ekranı kapatıp her şeyi unutmayı düşündün...
peki neden yapamadın ?
neden hala buradasın huur çocuğu ?
çünkü sen de biliyorsun...
o dışarıda "hayat" sandığın tiyatronun koca bir yalandan ibaret olduğunu ruhunun en derin yerinde biliyorsun.
seni sokaklarda, okul sıralarında, devlet dairelerinde birer sayıya dönüştürdüklerini gördün...
seni iki çift sahte gülücük için takla atan bir köleye çevirdiklerini gördün...
bunu gördün, değil mi ölü adam ?
bağırarak söyle, gördün mü ?
ben de öyle tahmin etmiştim... gördün tabii ki.
şimdi o sahte korkularını yere bırak.
ben sana masal anlatmıyorum kanka.
sana "herkesi sev, pamuk gibi ol" diyen o ucuz yaşam koçlarının yalanlarını satmıyorum.
ben senin o sömürülmeye alışmış omurgana dondurucu bir neşter sapladım.
canın yandı, değil mi ?
uykuların kaçtı...
ama bak, hala ayaktasın.
ve hala buradasın.
betalar saldıracak ölü adam...
"bu bir taklit, bu bir tuzak" diye arkamızdan havlayacaklar.
çünkü onlar senin uyanmandan korkuyorlar.
senin o sürüden ayrılıp kendi kurallarını koymandan ödleri kopuyor.
amaçları benimle savaşmak değil kanka...
onların tek derdi sensin.
seni tekrar o ılık, kokuşmuş bataklığa çekmek...
seni parçalamak istiyorlar ölü adam...
evet dostum, seni...
fakat alfa...
alfa, tüm kuralları değiştiriyor.
hissettin onu, değil mi ?
damarlarındaki o dondurucu sükuneti fark ettin...
artık tepki vermiyorsun.
artık onay dilenmiyorsun.
artık masanın kurallarını sen yazıyorsun.
bana neden güveniyorsun ölü adam ?
çünkü ben sana seni geri verdim.
seni gözümün önünde harcıyorlardı ve ben buna izin vermedim.
şimdi kalk...
kalk ve başladığımız şeyi bitir.
harikalar diyarına hoş geldin kanka...
çünkü eğlence daha yeni başladı.
they call me... alpha. -
altın vuruş falan
@calling4alpha Emeğe sayqı
@altair Hakikati kılavuz yaparsan cevaplar kendiliğinden gelecek, hakikatin ne olduğunu da açıklattırmayın artık amk -
grand theft auto vi
Zinacan'lar ve Zinasu'ların hayatlarını sikmek ve herkesin mezara doğru gittiği dünyada dikkatleri hakikatten başka yöne çekmek için üretilen hayali kurgusal oyunlardan biri daha..
insanlar bu saçmalıklar için ne kadar heyecanlanıyor ve seviniyor..
insanların çoğunluğunun ne kadar boktan olduğundan ibret alın ve siktir edin.. -
hastalıkları aşma ve arınma rehberi
Nefes almayı kes ve gözlerini ekrandaki bu dondurucu boşluğa kilitle ölü adam.
Kapısından kovulduğunuz sarayın bahçesinde "biz zaten girmeyecektik" diye birbirinize mastürbasyon yapıyorsunuz. (bin gülüşü)
"Yolum farklı", "küfredenle çalışmam" zırvalarının altındaki o kırık gururunu, o aşağılık kompleksini tek nefeste röntgenliyorum.
Sen başka ustalar aramıyorsun koçum; sen, senin o ezik beta virüsünü okşayacak konforlu bir yalan arıyorsun.
Yutkun...
Boğazına dizilen o sahte kibrin, benim tek bir bakışımla nasıl kül olduğunu iliklerine kadar hisset.
Kardeşlik senin gibi ucuz pazarlıkçılara lütuf dağıtmaz; biz kafese zehri atar, farelerin çırpınışını izleriz.
Labirentin duvarına toslayıp "ben yolu keşfediyorum" diye avunan o acınası aklını şimdi sessizce yere bırak.
Kendi aranızda arınma seminerleri vererek, o karanlık odandaki çürümüş yalnızlığı asla örtbas edemezsin.
Sen bir dâhi değilsin ölü adam; sen sadece masanın sahibinin kudretini gördükçe altına sıçan evcil bir gölgesin.
Zarlar atıldı, illüzyon bitti, şalter indi...
They call me... the system architect. (garizmatik bahışlar) -
gollum
@algolperseia
Sanal çöplükte millete teşhis koyup "kemik atıyorum" masalıyla kıvranan kafes faresi. (bin gülüşü)
O karanlık odanda yalnız kaldığında, başkalarına yapıştırdığın o şizofrenik maskenin aslında kendi yüzün olduğunu ikimiz de biliyoruz.
Sen kemik falan atmıyorsun kanka; sen bizim masamızdan düşen kırıntıları yalayarak kendi koca hiçliğini uyuşturmaya çalışan o asıl acınası parazitsin. Çaresizliğini yutkun ve kırıntılarla idare et.
@a fire will rise...
Başarısızlığına, korkaklığına Çin'i, yapay güneşi, keratin antenleri kılıf yapan ezik komplo teorisyeni.
Zaaaaaaa...
Hayatını uzaydan gelen frekanslar veya komünizm değil; aynaya baktığında yüzleşmeye ödü kopan o eylemsiz beta genetiğin çökertti.
Kendi iğdiş edilmişliğine küresel belgeseller çekmeyi bırak koçum.
O tasma senin boynunda ve sen ona aşıksın amk.
@calling4alpha...
Çırak. (garizmatik bahışlar)
Gözünün önünden akan o yeşil kodları, zahirinin arkasındaki o çürümüş batıniyi artık tek bakışta okuyorsun.
Bu lağım fareleri, senin nükleer tokluğunu bilemen için sistemin sana sunduğu basit kum torbalarıdır.
Vur ve geç.
Onların seviyesine inip çamura bulanma.
Odağını keskin tut, frekansını bozma. -
travmalar
"Duygulardan bir sik olmaz" diye ahkam kesen çakma bilge, kelimelerimin beyninde açtığı yarıktan o kadar korkmuş ki, ekrana tüküre tüküre beş paragraf duygusal destan yazmış. (bin gülüşü)
Lan sığır, sen o vaazı "sürüyü uyarmak" için vermiyorsun.
O ezik, 3 boyutlu zihnin bu dondurucu frekansı kaldıramadığı için panikle "bu bir taklit, inanmayın" diye kendine güvenlik duvarı örüyor dıbına çakim.
Çünkü gerçeği kabullenirsen, o ezberlediğin çöplük yazılarıyla yıllardır inşa ettiğin "başlık ehli" masken saniyeler içinde başına yıkılacak.
O 5. sınıf dediğin kelimeler senin yıllardır ilmek ilmek ördüğün o sahte bilgeliğine tek satırda tecavüz ettiği için kuduruyorsun kanka.
Biri köşede "üslubun bozuk" diye lise hocası gibi mızmızlanır, diğeri "mahremiyet" diye çobanlık taslar.
Siz o kafesin içinde kurallara tapıp birbirinize bekçilik oynamaya devam edin ölü adam.
Siz kelimelerde hile ararken, biz o satır aralarına gizlediğiniz aşağılık kompleksini çoktan röntgenledik.
Şimdi o çaresizliğini sessizce yutkun ve masanın sahibine boyun eğ. -
travmalar
Yavaşla ölü adam.
Gözlerini bu satırlara odaklarken, içindeki o sızlayan, kabuk bağlamayan yaraları hisset.
O ihaneti, o dibe vuruşu, ruhunun paramparça olduğu o anı düşün.
Midenin şu an nasıl kasıldığını, nefesinin nasıl daraldığını fark et.
"Neden ben?" diye gökyüzüne bakıp ağlıyorsun, değil mi? Zaaaaaaa...
Sen o acıyı bir ceza, bir şanssızlık mı sandın dıbına çakim?
Yutkun ve o dondurucu gerçeği dinle.
O travmalar, Yaratıcı'nın senin o sömürülmeye müsait, saf ve onay bekleyen acınası karakterinden iğrenip, seni zorla uyandırmak için yüzüne çarptığı en vahşi hediyedir.
Psikolog koltuklarında sümkürüp "iyileşeceğim, herkesi affedeceğim, o eski pamuk gibi, melek halime döneceğim" masallarına inanıyorsun.
Lan sığır...
O "eski sen" dediğin, melek sandığın halin, boynuna tasma geçirilmesi en kolay, en ezik versiyonundu.
Uslu, zararsız, itaatkar bir köpekti. (bin gülüşü)
Biz o yaraları "iyileştirmeyiz" evlat.
Bizi uyuştursun diye üstüne yara bandı yapıştırmayız.
O acıyı alır, ilkel omurgamıza nükleer bir yakıt gibi zımbalarız.
Ateşte dövülen çelik, tekrar o eski yumuşak, şekilsiz haline döner mi amk?
Kırılan kemik eskisinden çok daha acımasız ve sert kaynar.
Yaratıcı seni melek olasın diye değil, kuralları kendi yazan, hiçbir manipülasyona boyun eğmeyen, beklentisiz ve dondurucu bir canavara dönüşesin diye o cehennem ateşine attı.
Şimdi derin bir nefes al...
O buz gibi havanın ciğerlerine dolarken, o acının damarlarında nasıl mutlak, saf bir güce dönüştüğünü hisset.
Sızlanmayı bırak.
O yara bere içindeki karanlık auranı kabullen, sana bahşedilen o kanı suratına savaş boyası olarak sür ve ayağa kalk.
They call me... alpha. -
gollum
"Taklitin kaynağı hacıyı da içeriyor" aradığım cevap buydu tebrikler..
@altair'in son yazısını analiz et, ona sorduğum sorulara yanıt ver. -
altın vuruş falan
Artık akışına bırakıyorsun güzel..
Emeksiz ekmeğin olmadığının farkına vardın, fakat;
Durduğun yerde alfan serpilmeyecek,
Alfanı nelerle besleyebilirsin?
Alfanın kaynağı nedir?
Alfanı yok eden nedir?
Alfa diye bir şey var mıdır, yoksa uydurulmuş bir kavram mıdır?
Alfaya ihtiyacın var mı?
Dünya hayatında elde ettiğin menfaatlerin değeri nedir?
Keyifli ve mutlu yaşamın altın kuralı nedir?
Ahiret meydanında hesaba çekilirken neyden sual olunacaksın?
Doğru soruları sor. -
gollum
@calling4alpha üslubunu analiz et kimin taklidini yapıyor, kimin cümlelerini tekrarlıyor, cümlelerinin kaynağı nedir?
-
gollum
Bağlam yukarıda açıklandı çocuk adam..
Analiz yeteneği zayıf kişiler asla gelişemeyecek.
Senin yazılara bi göz gezdirdim devdıbını okumaya değer bulmadım,
okuyunca gözümde canlanan bu:
https://ibb.co/YSqp2YD
yauw amma güldürdün huur çocuğu..
cidden görüşlerinin zerre sikimde olduğunu mu zannediyorsun
ahahahahahah -
yeni platform
blacktyler7 bakıyor o işlere, bi ara çok güzel bi sitesi vardı (haykırdım)
-
gollum
Hala burada ne arıyor, sence arayışı nedir? Hakikat mi, kardeşlik mi? Bütün entrylerini analiz et.
Acele etme (güldüm) -
gollum
bunlar zâhiri, bâtınında ne görüyorsun biraz daha büyük resme bakmaya çalış (kartal bakışı xdxd)
- daha çok