• bugün (3)
  1. Gerçek bir ilim ehli epistemik tevazu içindedir. Dünyada ihtilafın olmadığı kati bir hakikat imkânsıza yakındır. ilim ehli bunu bilir ve buna göre konuşur; bizler elbette talebeyiz. Kendince verdiğin cevaplar ve itirazlar saçma olduğu için cevap bile vermek istemedim. Ama senin "Cevap veremedi, kaçtı." diye burada vızıldaman bunu gerçek yapmaz.
    Gelelim itirazlarına:
    "Ebû Hanîfe metodolojisi, Mâtürîdî metodolojisi... "
    imam Mâtürîdî'nin kendisi bile "Ben en doğru yolum, akaid konularındaki bütün ihtilafları ben çözdüm, akaid için usul ve esaslarda bana tabi olmayanı tekfir ediyorum." dememiştir. Aynı şey Ebû Hanîfe için de geçerlidir; hiçbir talebesinden ve eserlerinden böyle bir şey çıkarmak mümkün değildir.
    Sen Hasan el-Eş'arî'yi, Râzî'yi, Cüveynî'yi, Bâkıllânî'yi, Gazzâlî'yi nereye koyuyorsun? Bahsettiğin usul ve esaslara uymayan, hatta ciddi ihtilafa düştüğü meseleleri hangi sınıfta değerlendiriyorsun? Sen basit bir mukallitsin. Üzerinde uzun zaman harcamadığın, derin düşünmediğin çok önemli bir konuda partizanlık yapıp ahkâm kesiyorsun; hakikati tek bir metoda indirgeyen bu avamca yaklaşımın bunu ispatlıyor.
    işrâkîleri, Meşşâîleri, hatta Mu'tezilî âlimlerin usul, esas ve kaidelerini nereye koyuyorsun? Hakikat tekelinde de istediğini o çuvala koyup istediğini atıyor musun? Mâlikî akaid metinleri ve şerhleri ne olacak sana göre? Ya da Hanbelî akaid âlimlerinin durumu? ibn Teymiyye, ibnü'l-Kayyim vb. ya da bizzat Ahmed b. Hanbel'in akaid konusundaki usul, esas ve görüşleri ne olacak? Bunların hepsi Mâtürîdî usul ve esaslarıyla paralel mi? Bunların hepsi daha mı değersiz ve düşük seviyede eserler? Hepsi aynı sorulara farklı cevaplar vazediyor ve farklı metotlarla yaklaşıyor; hangisinin hangisinden üstün olduğuna küçük aklınla sen mi karar veriyorsun? Yaz bir makale, çöz bütün ihtilafları ya da göster bakalım Mâtürîdî usul ve esaslarının aslında bütün problemleri nasıl çözdüğünü, takdir edelim.
    Ayrıca Mâtürîdîlerin hepsi kendi içinde aynı görüşlere mi sahip? Mâtürîdîler bile bu konuda tam ittifak edemiyor; Semerkant ve Buhara arasındaki usul-esas farklarına bakabilirsin ama bilmediğinden şüphem yok. ibnü'l-Hümâm ve Nesefî gibi ekolleşen âlimler arasındaki farkları da bilmediğine eminim. Muhtemelen bahsedeceğin Ehl-i Sünnet çatısının içinde de çok ciddi ihtilafların olduğunu biliyorsundur; ama buna rağmen bir Gollum'a yakışır şekilde burada ötüp "Falanca ekol hak yoldur." şeklinde feryat ediyorsun, çünkü şu ortamda amacın ilim değil prim elde etmek. Bu ihtilafları iki gram aklınla sen çözdün; sonra ilimsiz mukallit aklınla "Sen haksın, sen hak değilsin, en doğru metot seninki ey imam Mâtürîdî!" dedin ki imam Mâtürîdî'nin böyle bir iddiası bile yok.
    Şimdi burada "Ehl-i Sünnet usul ve esasları" diye öteceksin muhtemelen fakat gene boş döneceksin köyüne. Avam geldin, avam öleceksin. Saksıya dönmüş beyninle kendine yazık etme; kaldıramayacağın yüklerin altına girip kendine zulmetme. Bir daha da boş yazılarını ederinden fazla görüp "Cevap veremedi." triplerine girmez, iğreti olduğu için cevap verilmediğini anlarsın
    tümünü göster
   tümünü göster