• bugün (4)
algolperseia

algolperseia

birinci nesil normal
4 ocak 2026 tarihinde katıldı
186entry
9başlık
  • sistem
    Tamamen dürüst ve samimi insanlara eziyet etmek, onları nüfuzlu yerlere ve önemli makamlara getirmemek üzerine kurulu.
    Sistem, güç için programlanmış: bunun için her şeyi yapacak, her türlü kutsalı kendine propaganda aracı yapacak ve popülizmle kitleleri güdecek insanları seçiyor.
    Bu sistemin mimarlarının hiçbir değeri, hiçbir kutsalı yok. Hepsi nefsini ilah edinmiş; ne varsa bu dünyada düşüncesiyle taşkınlık ve azgınlık yapıyorlar.
    "Biz ıslah edicileriz" yalanıyla her türlü bozgunu ve ifsadı kendilerine meşru kılıyorlar.
    Bunların hiçbir değeri yok, hiçbir şeye inanmıyor.
    Onlar için ahlak, kölelerin efendilerini dizginlemek için uydurduğu bir şey.
    Onlara göre tek gerçek, güçlüler ve güçsüzlerin varlığı iyi ve kötü diye bir şey yok bunların hepsi insan uydurması.
    Sistem, kusursuz bir acımasızlıkla işliyor. Kimsenin bu zulme karşı yapabileceği bir şey yok.
    Kimsenin kendinden başka güvenebileceği bir şey de yok.
    Sana açık bir zihin verdiğini iddia edenler de bu çarkın parçası oluyor. Bu, isyancıları elemine etme operasyonundan başka bir şey değil.
    algolperseia 09.10.2026 21:01
  • zikir
    Attığın kaynakların hepsi; yeni bir dil öğrenen, klasik felsefi makalelerde AI yardımı alan metinlere AI'nin tek başına "%100 yapay zekâ" diyemeyeceği üzerine kurulu.
    ​Diyelim ki attığın şey gerçekten doğru; AI'nin anlamadığı bir şeyi senin 31 IQ ile anlama ihtimalin hiç yok, bunu bilmeni isterim.
    ​Yazdığım şeylerin hiçbirine cevap veremedin.
    ​"En doğru metodoloji Mâtürîdî ve Hanefî usul-esasları" demedin mi? Dedin.
    ​Peki bir sonraki yazında "Ben öyle mi demek istedim?" diye ıkınmadın mı? Ikındın.
    ​Benim açımdan konu kapanmıştır. Kendimi ispat gibi bir zorunluluğum yok. Ayrıca "Ehl-i Kur'an" gibi bir ekolüm olduğunu hiçbir yazıda belirtmedim.
    ​Burada, sanalda boş ötüyorsun. Yapay zekâyı bütün metinlerinizde kullanan sizlersiniz; cenabet kankanla birlikte bu konuda çok ustasınız. Bir önceki açtığın "tcma=varis" başlığında alenen bu aciz durumunu ifşalamışsın.
    ​istersen seslide ya da başka bir platformda random tartışabiliriz; buraya özür mesajı yazman şartıyla. "Adam AI değil, bu meselelerle gerçekten kalem oynatmış." tarzında bir yazı yazacaksan konuşalım.
    algolperseia 27.09.2026 13:35
  • zikir
    Metni herhangi bir yapay zekâya atıp insan mı, yoksa yapay zekâ tarafından mı yazıldığını sorabilirsiniz. Basit bir araştırmayla yapay zekâyla oluşturulup oluşturulmadığını görebilirsiniz; sadece noktalama işaretleri için yapay zekâdan düzenleme istedim. Sizin yazdığınız herhangi bir metnin yapay zekâdan çıkmama şansı olmadığı gibi, bahsettiğin ilimlerde karşındaki herhangi bir kişiyi kendin gibi sığ sanma yanılgını da anlıyorum.
    Metnin ham ve imlasız hâlini de atabilirim; yıllardır bu meselelerle, kelam problemleri vb. teolojik konular üzerinde amatör düzeyde çalışıyorum. Bahsettiğim isimlerin birçoğunu yeni duyduğuna eminim; sendeki bu aydınlanma ve ilim seviyesinin sığ oluşu vesilesiyle karşıyı da kendin gibi A1 seviye zannetmeni anlıyorum. Bir daha da Ebû Hanîfe ve imam Mâtürîdî gibi âlimleri yazılarına alet edip cahillerin o insanlara sövüp saymasına vesile olmamayı öğrendiğini düşünüyorum.
    Al, bu yazdığımı da at yapay zekâya; sizin gibi yapay zekâ kullanmakta mahir olmadığımı görürsün. En azından olumlu bir yönün var bana göre.
    algolperseia 27.09.2026 13:05
  • hacc 41
    @fire
    "Manevi olaylara fiziksel şartlar koşulursa, hem de bu şartlar rutine bindirilirse kendi maneviyatını sikersin."
    Bu çıkarımı yaparken delilin nedir?
    Metinden mi çıkarıyorsun, yoksa hacamat olmuş aklından mı?
    Tabii ki ikincisi.
    "Rabbinden şüphesi olan gahbeler hakikatin parçalarını kitabın başında, ortasında ve sonunda ararlar."
    Konuyla ilgisi ne mesela bu yorumun?
    "Salat" ile ilgili çıkarımlar yapmak, Kur'an'ı tahlil etmek Rabbinden şüphe etmek demek mi?
    Ya da sana göre üzerinde düşünülen herhangi bir şey, o konuyla ilgili temelde ontolojik bir şüphe demek midir?
    "Eğer gerçekten bahsettiğin hakikatse onun seni bulması gerekir, sen kimsin la…"
    Eğer bahsettiğin gibi hakikat aranmadan bulunabilecek bir şey olsaydı, sen böyle vızzıklamazdın ve yeryüzü hakikat pınarlarından geçilmezdi.
    Ama bunun olmadığını biliyorsun ve kendin de buna bizzat ispatsın.
    "Yazımda hüküm belirten her cümlenin sonuna titresem, çoğ güsel bilgi paylaşımı olacaktı senin için."
    Bu; ilim ehlinin bir mevzu hakkında ince eleyip sık dokuduğu, bir hüküm vermeden önce ihtiyatla o meseleyi araştırıp mevzunun sorumluluğunun ne kadar büyük olduğunu idrak ettikleri için istemsizce yaptıkları bir şeydir.
    Senin gibi burada boş ötüp dolu ses çıktığını zannedenlerin bunu anlamasını beklemiyorum.
    Sen kahve arkadaşlarınla ağır konular hakkında çıkarım yapıp seviye atladığını, kasmadığını iddia edip buna inanabilirsin.
    Bu metotla varacağın tek şey, kahvedeki dayının perspektifini kazanmak olacaktır.
    algolperseia 27.09.2026 03:15
  • zikir
    Gerçek bir ilim ehli epistemik tevazu içindedir. Dünyada ihtilafın olmadığı kati bir hakikat imkânsıza yakındır. ilim ehli bunu bilir ve buna göre konuşur; bizler elbette talebeyiz. Kendince verdiğin cevaplar ve itirazlar saçma olduğu için cevap bile vermek istemedim. Ama senin "Cevap veremedi, kaçtı." diye burada vızıldaman bunu gerçek yapmaz.
    Gelelim itirazlarına:
    "Ebû Hanîfe metodolojisi, Mâtürîdî metodolojisi... "
    imam Mâtürîdî'nin kendisi bile "Ben en doğru yolum, akaid konularındaki bütün ihtilafları ben çözdüm, akaid için usul ve esaslarda bana tabi olmayanı tekfir ediyorum." dememiştir. Aynı şey Ebû Hanîfe için de geçerlidir; hiçbir talebesinden ve eserlerinden böyle bir şey çıkarmak mümkün değildir.
    Sen Hasan el-Eş'arî'yi, Râzî'yi, Cüveynî'yi, Bâkıllânî'yi, Gazzâlî'yi nereye koyuyorsun? Bahsettiğin usul ve esaslara uymayan, hatta ciddi ihtilafa düştüğü meseleleri hangi sınıfta değerlendiriyorsun? Sen basit bir mukallitsin. Üzerinde uzun zaman harcamadığın, derin düşünmediğin çok önemli bir konuda partizanlık yapıp ahkâm kesiyorsun; hakikati tek bir metoda indirgeyen bu avamca yaklaşımın bunu ispatlıyor.
    işrâkîleri, Meşşâîleri, hatta Mu'tezilî âlimlerin usul, esas ve kaidelerini nereye koyuyorsun? Hakikat tekelinde de istediğini o çuvala koyup istediğini atıyor musun? Mâlikî akaid metinleri ve şerhleri ne olacak sana göre? Ya da Hanbelî akaid âlimlerinin durumu? ibn Teymiyye, ibnü'l-Kayyim vb. ya da bizzat Ahmed b. Hanbel'in akaid konusundaki usul, esas ve görüşleri ne olacak? Bunların hepsi Mâtürîdî usul ve esaslarıyla paralel mi? Bunların hepsi daha mı değersiz ve düşük seviyede eserler? Hepsi aynı sorulara farklı cevaplar vazediyor ve farklı metotlarla yaklaşıyor; hangisinin hangisinden üstün olduğuna küçük aklınla sen mi karar veriyorsun? Yaz bir makale, çöz bütün ihtilafları ya da göster bakalım Mâtürîdî usul ve esaslarının aslında bütün problemleri nasıl çözdüğünü, takdir edelim.
    Ayrıca Mâtürîdîlerin hepsi kendi içinde aynı görüşlere mi sahip? Mâtürîdîler bile bu konuda tam ittifak edemiyor; Semerkant ve Buhara arasındaki usul-esas farklarına bakabilirsin ama bilmediğinden şüphem yok. ibnü'l-Hümâm ve Nesefî gibi ekolleşen âlimler arasındaki farkları da bilmediğine eminim. Muhtemelen bahsedeceğin Ehl-i Sünnet çatısının içinde de çok ciddi ihtilafların olduğunu biliyorsundur; ama buna rağmen bir Gollum'a yakışır şekilde burada ötüp "Falanca ekol hak yoldur." şeklinde feryat ediyorsun, çünkü şu ortamda amacın ilim değil prim elde etmek. Bu ihtilafları iki gram aklınla sen çözdün; sonra ilimsiz mukallit aklınla "Sen haksın, sen hak değilsin, en doğru metot seninki ey imam Mâtürîdî!" dedin ki imam Mâtürîdî'nin böyle bir iddiası bile yok.
    Şimdi burada "Ehl-i Sünnet usul ve esasları" diye öteceksin muhtemelen fakat gene boş döneceksin köyüne. Avam geldin, avam öleceksin. Saksıya dönmüş beyninle kendine yazık etme; kaldıramayacağın yüklerin altına girip kendine zulmetme. Bir daha da boş yazılarını ederinden fazla görüp "Cevap veremedi." triplerine girmez, iğreti olduğu için cevap verilmediğini anlarsın
    algolperseia 27.09.2026 03:05
  • hacc 41
    Eğer iddia edildiği gibi salat zaten "sosyal dayanışma, kurumları ayakta tutmak, adaleti sağlamak" demek olsaydı; ayette hem salat denip hemen ardından zekat, maruf (iyilik) ve münker (kötülüğü engellemek) kelimelerinin art arda sıralanması anlamsız bir kelime tekrarı olmaz mıydı?
    Bir devlet başkanı, ordu komutanı veya vali; günde belirli vakitlerde sarayından çıkıp bir mabette en alt tabakadaki bir işçiyle, köleyle, yetimle aynı safta omuz omuza durur. Alnını yere, toza sürerek secdeye kapanır. Bu ritüel yöneticiye"Sen mülkün mutlak sahibi değilsin. Sen de bu gariban gibi hesap vereceksin ve asıl hakim Allah'tır."
    Gibi bir toplumsal ve manevi bir faydası olamaz mı?
    Diyelim ki bu ayette destekleşmek gibi bir anlam çıkıyor bu tek başına gene ritüeli çürütmez.
    Ben bu konuya tarafsız baktığını düşünemiyorum.
    Karşıt görüşlerin gücünü biraz zayıf buluyorsun gibi geliyor ama zayıf değil.
    algolperseia 24.09.2026 10:04
  • zikir
    Bu tarz problemlerin temelinde zihnimizdeki tanrı tasavvuru ve metin arasındaki çatışma olduğunu düşünüyorum.
    Tanrı konuşur mu?
    Tanrı bir ritüel emreder mi?
    Bir ritüel emretmesinin illeti-sebebi nedir?
    Zikrin ya da ritüelin insana ne faydası var?
    Tanrının hiçbir şeye ihtiyacı yoksa ritüeli neden emreder?
    Gibi problemlerin dolaylı olarak metni tahlil ederken zorlama tevil-soyutlama ya da aşırı lafızcı literal okuma gibi yönlere savruluyoruz.
    Kurandan ritüel çıkmaz diyen birinin tanrı tasavvuruyla kurandaki salat ritüeldir diyen adamın tasavvuru genelde aynı değildir.
    O yüzden doğru bir metodolojiyle tamamen yöntemini Kur'an'a dayandıran bir yöntemle tahlil edip bu doğrultuda hareket etmenin önemli olduğunu düşünüyorum.
    Kur'an'ın tanrı anlatısıyla kafamızdaki tanrı tasavvuru çatıştığında zorlama tevil hareketlerine girip bence olayı bağlamından koparıyoruz.
    O yüzden dönemin şartları, Kur'an'ın indiği tarihte hükümlerin tatbiki, sebebi nüzul gibi olguları bir kenara atarak sadece kafamızdaki taslağa metni uyduruyoruz gibi geliyor bana.
    Ve bu bence kendini kandırmaca, samimiyetsiz bir yaklaşım.
    algolperseia 22.09.2026 14:00
  • inanç
    Şunu kendinize soruyor musunuz?
    Gerçekten hacı sizi dine yönlendirmeseydi gene de dine yönelir miydiniz?
    Yoksa sizde iz bırakan, rehber olarak gördüğünüz insanı takip eden bir mukallit misiniz?
    Akıl taklidin ve takibin ne kadar içinde olabilir?
    algolperseia 20.09.2026 00:32
  • inanç
    @hylotl
    Gollumun yan çarı yapay zeka kullanımı acilen azalt.
    ucube zihin yapın ve 31 ıq seviyeni bu şekilde kapatmaya ıkınıyorsun, seni anlıyorum fakat bu zavallı promtlar bile işe yaramıyor.
    Aciz durumun için üzülüyorum.
    algolperseia 20.09.2026 00:29
  • inanç
    Nedense yazdığım ikinci entry yayınlanmadı.
    içerik gizlenmiştir yazıyor.
    Muhtemelen dini değerleri korumakla ilgili bir sansüre takıldım.
    Konuyla ilgilenene özelden atabilirim.
    Selametle.
    algolperseia 20.09.2026 00:19
  • inanç
    Bilgi felsefesi ve tarih metodolojisi açısından bakınca ameli tevatür, metin içi tartışmaları ve teorileri geride bırakan en yüksek kesinlik derecesine sahip. Kabul edilmek zorunda olmasının mantıksal sebepleri şunlar:
    Kuran metniyle aynı temele dayanması: Kuran metninin tek bir harfi bile değişmeden günümüze gelmesini sağlayan şey, sahabeden itibaren nesillerin toplu olarak aktardığı nakil (kavli tevatür). Namazın kılınışı, rekatları, rükünleri de aynı insanların her gün belirli vakitlerde bizzat uygulayarak sonraki nesle aktardığı pratik nakil (amelî tevatür). Amelî tevatürü "güvenilmez rivayet" saymak, aslında Kuran metninin sağlamlığını savunan temeli de kendi elinle yıkmak demek.
    Peygamber vefat ettiğinde islam coğrafyası yüz binlerce insanı kapsıyordu, 30 yıl içinde Horasan'dan Kuzey Afrika'ya yayıldı. Birbirini tekfir eden, hilafet için savaşan Emeviler, Haşimiler, Şiiler ve Hariciler gibi birbirine düşman gruplar hepsi istisnasız aynı temel namaz şeklinde birleşti. Eğer namaz sonradan uydurulmuş bir şey olsaydı bu gruplardan en az birinin "Siz dini bozdunuz, peygamber böyle eğilip kalkmıyordu" diye itiraz etmesi gerekirdi. Tarihte böyle bir itirazın tek bir örneği bile yok.
    Yazılı metinler ve kelimeler zamanla anlam kayması yaşayabilir ya da başka dile çevrilirken bir şeyler kaybolabilir. Ama kolektif bir beden hareketi, abdest almak, rükuya gitmek, secdeye kapanmak, usta çırak ilişkisiyle nesilden nesile aktarılan, kelime oyunlarının bozamayacağı yaşayan bir gelenek.
    Kuran'da salat kavramı soyut bir "yardımlaşma", "eğitim" ya da "zihinsel bağ" teorisini tamamen geçersiz kılan somut fiziksel kayıtlara bağlanmış:
    Nisa 101, kısaltma emri
    "Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, inkâr edenlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, salatı kısaltmanızda size bir sakınca yoktur."
    Ahlak, adalet, dayanışma ya da zihinsel yöneliş seyahate çıkınca "kısaltılamaz" ki. Hiçbir öğreti "seyahatteyken adaleti ya da cehaletle mücadeleyi yarıya indirin" demez. Bir şeyin kısaltılabilmesi için onun rekat, süre gibi sayılabilir fiziksel birimlerden oluşan somut bir ritüel olması lazım.
    Nisa 102, savaş meydanındaki düzen
    Ayet düşman karşısında savaşan bir ordunun ibadetini düzenliyor, bir grup arkada silahlarıyla nöbet tutarken diğer grup Peygamber'le secdeye varıyor. Secdeyi bitiren grup nöbete geçiyor nöbettekiler gelip secde ediyor.
    Eğer salat "eğitim semineri" ya da "yardımlaşma" olsaydı canların gittiği okların uçuştuğu bir savaş meydanında askerlerin silahlarını kuşanıp nöbetleşe secde etmesinin hiçbir açıklaması olmazdı.
    Maide 6, beden temizliği ve teyemmüm şartı
    "Salata kalktığınız zaman yüzlerinizi dirseklere kadar ellerinizi yıkayın başınızı meshedin topuklara kadar ayaklarınızı... "
    Soyut bir zihinsel duruşa ya da toplumsal bir faaliyete girerken kolların dirseklere kadar yıkanması, su bulunmazsa toprağa vurup teyemmüm edilmesi emredilmez. Bu kadar detaylı bir temizlik kuralı, doğrudan bedenle yapılan formel bir ibadetin hazırlığı.
    isra 110, ses ayarı
    "Salatında sesini pek yükseltme büsbütün de kısma bu ikisi arasında bir yol tut."
    Burada geçen cehr (sesi yükseltmek) ve hafi (sesi fısıltıya indirmek) doğrudan ses seviyesini düzenliyor. Ortada sözlü okuma yoksa sesin tonuna dair böyle bir sınır getirilmezdi zaten.
    Nisa 103, salat bitince zikre devam ayrımı
    "Salatı bitirdiğiniz zaman ayaktayken otururken ve yanlarınız üzerine yatarken Allah'ı anın."
    Bu ayet salat ile zikrin sınırını net çiziyor. Eğer salat iddia edildiği gibi hayatın her anında Allah'ı hatırlamak ya da sürekli bir bağ halinde olmak olsaydı, "salatı bitirdiğinizde ayaktayken otururken anın" demek anlamsız bir çelişki olurdu. Ayet, belirli bir başlangıcı ve sonu olan formel bir ibadetin bittiğini ama zihinsel anmanın hayatın her halinde devam etmesi gerektiğini söylüyor.
    algolperseia 20.09.2026 00:16
  • inanç
    Öncelikle Allah yazdıklarıma heva ve hevesimi karıştırmasın, nefsimin aşırılıklarından beni korusun.
    Bu konuda hem hacıdan hem de burayı takip eden bir çok insanın düşündüğünden farklı düşünüyorum.
    Bir de şunu eklemem gerek daha önce de söyledim kur'an'dan bir hüküm çıkarırken takip edilecek düzgün bir metodoloji kurmak ve bunu delillendirmek gerekir sonra tutarlı bir şekilde hep bu metodoloji takip edilir ve ona sadık kalınır.
    Benim sizlerden ayrı düşündüğüm bir nokta da şudur; mütevatir haberi ve ameli mütevatiri yok saymak bence çok ciddi bir sorun ve tutarsızlık herhangi bir tarihi veriyi kabul edip iş islamiyete geldiğinde sırf çağın ahlakına ya da kabullerine uymuyor diye tarihi nakillerin hepsini reddetmek bence ciddi bir ikiyüzlülük.
    Bu mesele çok uzun bir mesele olduğu için geçiyorum ve asıl konuya gelelim.
    Bence Kuran'da geçen "salat" kelimesi tek bir şeye indirgenemez hem namaz anlamında hem de destek olma anlamında kullanılıyor ve ikisi de bize emrediliyor.
    Kelimenin kökenine bakınca
    Salat kelimesinin Sami dillerindeki ortak köküne indiğinizde ibranice Aramice Süryanice sluta (ܨܠܘܬܐ) ve klasik Arapça'da bu kök şu anlamlara geliyor, yönelmek eğilmek boyun bükmek dua etmek. Yani eski Sami kültürlerinde ibadet edenin bedenini eğmesiyle zihinsel olarak Allah'a yönelmesi aynı kelimeyle anlatılmış.
    Kelimenin özünde şu var, "kopmaz bir bağ kurmak, birine yönelmek, onun izinden gitmek". Bu bağ iki türlü ortaya çıkıyor:
    insanla Allah arasında dua ve yöneliş
    insanlar arasında destek ve dayanışma
    Peki anlam neden ikiye ayrılıyor
    Aslında çok basit bir mantık var. Bir dilde eylemin anldıbını çoğu zaman onu yapan kişi belirler. Mesela Türkçede "bakmak" fiiline bakın "pencereden bakmak" gözle yapılan bir şey ama "çocuğa bakmak" dediğinizde artık bakım, sorumluluk, destek demek oluyor. Kimse çocuğa bakan birinin 24 saat gözünü kırpmadan ona baktığını düşünmez değil mi.
    Salat kelimesinde de aynı mantık işliyor.
    Fail Allah ya da melekler olduğunda (destek ve rahmet anlamında): Allah'ın salat etmesi mantıken namaz olamaz çünkü Allah'ın yöneleceği bir varlık yok. Meleklerin insanlara salat etmesi de onlara tapındıkları anldıbına gelmez.
    Ahzab 43'te şöyle geçiyor "O (Allah), sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleriyle birlikte size salat edendir". Burada Allah'ın ve meleklerin salatı insanı cehaletten kurtaracak yardım destek ve hidayet vermek.
    Ahzab 56'da da "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salat ederler. Ey iman edenler siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin" diyor. Allah'ın elçiye salatı onu desteklemesi davasında güçlendirmesi demek. Müminlerin ona salatı da mücadelesine arka çıkmaları, destek olmaları, dua etmeleri.
    Fail peygamber olup insanlara yöneldiğinde (dua ve destek anlamında): Tevbe 103'te "Onların mallarından sadaka al bununla onları temizlemiş olursun. Onlara salat et (dua/destek ol). Şüphesiz senin salatın onlar için bir huzurdur" diyor. Peygamber burada insanlara namaz kıldırmıyor onlara manevi destek oluyor dua ediyor toplumla arasındaki güveni tazeliyor.
    Fail müminler olup vakit ve bedenle sınırlı olduğunda ise iş namaza dönüşüyor. Eğer salat sadece soyut bir yardımlaşma olsaydı Kuran'ın getirdiği bedensel ve vakitle ilgili kurallar hiç mantıklı olmazdı.
    Namaz anldıbını zorunlu kılan ayetler
    Kuran'da salat kelimesinin etrafında öyle detaylı kurallar var ki hepsini "destekleşmek" diye çevirmeye kalksanız iş çığırından çıkar.
    Abdest şartı (Maide 6): "Ey iman edenler! Salata kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın başlarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın... " Eğer salat sadece bir toplumsal buluşma olsaydı öncesinde el yüz ve ayakların yıkanması şart koşulmazdı ki.
    Korku ve savaş halindeki düzen (Nisa 102) bence bu konuda en açık kanıt. Ayette imamın arkasında sıra düzeninde durulması bir grubun nöbet tutup diğerinin secdeye varması sonra yer değiştirmeleri emrediliyor. Bu soyut bir "destekleşme" değil ordunun güvenliğini riske atmadan yapılan düzenli bir toplu ibadet.
    Belirlenmiş vakitler de aynı şeyi söylüyor "Şüphesiz salat müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır" (Nisa 103), "Güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar salatı kıl" (isra 78). Yardımlaşma ve destekleşme 24 saat sürmesi gereken ahlaki bir sorumluluktur, "güneşin batıya kayması" gibi bir olaya bağlı "vakti girdi çıktı" diye bir şey olamaz.
    Kıyam rükû ve secde birlikteliği de aynı noktayı gösteriyor "Salatı ikame edin zekatı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin" (Bakara 43). Kelimenin doğrudan fiziksel eğilme ve secde ile yan yana kullanılması bunun bedenle yapılan bir eylem olduğunu gösteriyor.
    iki anlam nasıl birleşiyor
    Peki Kuran neden iki farklı şey için aynı kelimeyi seçmiş? Çünkü Kuran'ın bakışında namaz amaç değil araç. insanın Allah'la kurduğu bu bağ onu hayata karşı da değiştirmek zorunda.
    Ankebut 45 bunu net bir şekilde birleştiriyor "Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve salatı ikame et. Şüphesiz salat insanı her türlü kötülükten ve hayasızlıktan alıkoyar."
    Maun Suresi ise namazı toplumsal duyarlılıktan koparanları hedef alıyor "Yazıklar olsun o salat edenlere ki onlar salatlarından gafildirler gösteriş yaparlar ve en ufak bir yardıma bile engel olurlar." Yani kıldığı namaz kendisini yetimi doyurmaya komşusuna elini uzatmaya sevk etmeyen kişinin o namazı Kuran'a göre geçersiz.
    Sonuç olarak
    Salatın namaz yönü, bireyin belirli vakitlerde arınarak bedeniyle Allah'ın huzuruna çıkıp onunla bağ kurması.
    Salatın destek yönü ise bu bağın Allah'tan kula (rahmet hidayet), peygamberden topluma (dua rehberlik), insanlar arasında da birbirine (destek yardım) doğru akması.
    Bana kalırsa Kuran'ı objektif okuyan biri kelimeyi ne sadece kuru bir ibadet şekline indirgeyebilir ne de ayetlerdeki somut kuralları görmezden gelip sadece soyut bir yardımlaşmaya. ikisi de metnin kendi mantığı içinde geçerli.
    Ayrıca hakkı yılmaz ve şinasi güneş gibilerinin yorumlarını fazla zorlama ve metini bağlamından kopardıklarını düşünüyorum.
    Örnek olarak;
    Hac 40 örneği ayette geçen sevami', biye', salavat ve mesacid kelimeleri, Sami diller ailesinde (Aramice, Süryanice, ibranice ve Arapça) tarih boyunca Yahudi, Hristiyan ve Müslüman ibadet yerlerini anlatmak için kullanılan yerleşik kelimeler, yani manastır, kilise, havra, mescit gibi.
    Bu kelimeleri "meyve depoları", "ticaret merkezleri", "tekstil atölyeleri" ya da "fabrikalar" diye çevirmek sadece dil bilgisi açısından yanlış olmakla kalmaz aynı zamanda dönemle hiç uyuşmayan bir yorum olur. Sanayi Devrimi'nden sonra ortaya çıkan üretim ilişkilerini ve lojistik yapıları 7. yüzyıl Hicaz toplumunun dünyasına sokmaya çalışmak, metnin ait olduğu tarihi gerçekliği tamamen görmezden gelmek demektir bunlar bana zorlama tevil ve dönemin bağlamıyla hiçbir ilgisi yok gibi geliyor.
    algolperseia 20.09.2026 00:05
  • inanç
    Müsait olduğum zaman düşüncelerimi yazacağım.
    algolperseia 11.09.2026 23:17
  • inanç
    @artboy
    Kur'an'dan herhangi bir hüküm çıkarırken bir metodolojin var mı?
    Kur'an'dan bir delil çıkarırken bu delil çıkarma metodunu Kur'an'dan mı alıyorsun?
    Yoksa kendin bir ilkeler belirleyip buna göre mi bir delil ya da hüküm çıkarıyorsun örnek olarak etimolojik ya da dil bilimsel yöntemlere göre mi?
    Tarihi veriler ve sebebi nuzül denilen meseleleri dönemin bağlamları ve tarihsel rivayetleri değerlendiriyor musun?
    Ya da döneme en yakın çağdaki tefsirler değerlendirme kriteri mi senin için?
    algolperseia 11.09.2026 12:29
  • meditasyon
    Saha ödevlerini yapmadan önce teoride dişi zihnine dair ne varsa bildiğimi zannederdim.
    Bende muazzam bir farkındalığa ve gelişime sebep oldu diyebilirim.
    insanların senin hakkında ne düşündüğünü tamamen senin onlara o an ne sunduğun olduğunu çok iyi anlamıştım. Bu insana iyi bir özgüven veriyor seni aslında senden başka ailende dahil kimse bilmiyor, tanımıyor.
    O içinde sana mahsus olan tamamen senin bildiğin hakiki karakterin var ve onu sadece sen biliyorsun o senin kimsenin bilemeyeceği mahremin.
    Diğerleri bundan ancak senin istediğin kadar haberdar olabilir.
    Başkalarının nitemeleri sadece anlık ya da belirli zamanlara ait gözlemler.
    Bu bende red yedikçe ya da muhabbet etmek isterken cevap bile vermeden geçip giden kızlardan elde ettiğim farkındalıklarla oldu.
    Doğaçlama sohbet yeteneğim ve diksiyonum iyidir.
    Bir çok dişiyi etkilememe rağmen numarasını alamadığım çok fazla oldu.
    Toplumsal baskı, güven problemi, kolay kadın olma fobisi vs vs..
    Red yedikçe sokakta çığıracak, kalabalık haldeki dişileri bile domine edecek bir özgüvenle dolup taştığımı hatırlıyorum.
    Hatta ben grup halindeki kızlarla muhabbeti daha çok severim.
    Kalabalık oluşlarının vermiş olduğu bir özgüvenle çok rahat sohbet ediyorlar.
    Tek dişilerin direk cevap vermeme ya da tersleme ihtimali daha yüksek oluyordu.
    Bugüne kadar neden yapmadığım için kendime çok sövmüştüm, anskiyete krizlerinden ötürü girişmek zor olmuştu.
    Her şey gözümde çok basit gelmeye başladı enerjiden uçuyorum o derece aşmış hissediyorum.
    Hayat öyle şeyler çıkardı ki karşıma şuan çok farklı ve o güne göre çok çok saçma bir noktadayım.
    Olması gerekeni yaptım o ayrı ama bana bu tarz bir hayat nasip olmadı.
    Dönüp baktığımda dinen direkten döndüğümü görüyorum.
    Gelen geçenle yatıp kalktığım leş bir hayata kayıyordum az daha.
    Allah'a hamd olsun bu saçmalıklara düşmedim.
    insanın nefsi istiyor orası ayrı ama doğrusu bu ve o bana bu doğruyu kolaylaştırdı.
    algolperseia 06.09.2026 00:02
  • gollum
    Gollum ucuz kitle peşindesin onu bile elde edecek yeteneğin yok.
    Seni feyklerin dışında kimse siklemiyor bile.
    Hayal dünyanda çok etki yaptığını, yazılarının iz bıraktığını falan da sanıyorsundur.
    Kullandığın üslup, hal-hareket tiksinç bir taklit içinde olduğunu gösteriyor.
    Hala sikik liselice tarihi geçmiş ''güldüm, xd,qoptum'' tarzında takılıyorsun.
    31 ıq seviyesiyle burada zahir-batın edebiyatı karalıyorsun.
    Her şeyin çalıntı bir kimliğin bir karakterin bir özgünlüğün yok.
    Burada tasmanı gevşek tutuyor olmamın sebepleri mevcut.
    Salaklar için turnusol görevi görüyor olman, gollumun sıfatını insanların anlamasını sağlıyor oluşun ve sikik feyklerinle birlikte çaresizce kitleye ıkıntılarını insanların görmesi bunlardan bazılarıdır.
    Misyonun acizliklik akıbetinde acizliklik..
    algolperseia 03.09.2026 15:23
  • gollum
    Sizler, ucuz taklitçi velet topluluğusunuz.
    Benim sizinle, sizin sikindirik saçmalıklarınızla ne işim olur.
    Bir insanın fake hesabının olduğunu söylemesi onun yaptığı saçmalıklarını, aşmış taklidini meşrulaştırmaz.
    Bu gollumun sizin gibi avelleri açık açık öptüğünü tesciller sadece.
    Hayatında bir bok olamadığın için en ufak aşmışlık taklidi yapan muhtemelen sende de daha aşağı bir yaşam süren veletten medet umuyorsun.
    Bu sana kendini iyi hissettirebilir.
    Devam edip bir parazite dönme sürecini hızlandırman benim umrumda bile değil.
    Bu saatten sonra sizler benim attığım kemiklerin etrafında dönmek dışında bir şey yapamazsınız.
    algolperseia 02.09.2026 13:47
  • yeni platform
    Gollum gözüne kestirdiği nicki alıyor yazıyor işte.
    Bunu anlamayacak ne var gördüğün hesapların yarısı gollumun feyk denemeleri.
    Gerizekalı düşük ıq lu cümlelerini, aciz düşüncelerinin hesapların ötesinde görünmeyeceğini sanıp; devekuşu gibi takılıyor.
    Ama bir gollum, gollumdur.
    algolperseia 02.09.2026 09:06
  • gollum
    @callingmalı zeka olarak fakir olduğunu akıl ndıbına bir şeyin sende bulunmadığını daha önce de söyledim.
    Kendine yeni bir efendi edinmen ve bu doğrultuda azimli bir şekilde ıkınman senin ne olduğunu ortaya koyuyor.
    Gollum ve şürekası (çoğu kendi feyk hesapları)
    Sizin birlikte yapabileceğiniz tek şey hayali arkadaşlarınız ve oluşumunuzla bakırköyde şizofreni partisi vermek olur.
    @black malı feyk hesaplarla taklit sıçmaktan, hastalıklarını teşhir etmekten sıkılmadın mı?
    Senin ve hayalinde ürettiğin sikik yancılarının da aslında senin feykin olduğunu bilmediğimizi mi sanıyorsun?
    Her geçen gün daha da aşağılıklaşıp, kurtulmaktan umutsuz bir hale evriliyorsun.
    algolperseia 02.09.2026 09:01
  • gollum
    Gene psikotik ataklar geçiriyorsun.
    Üstüne iğreti fantezilerin falan da var, insan okurken iğreniyor, acınası durumdasın.
    Bir insan ne yapmış olabilir bu hale gelmek için? Acizliğinin sınırı yok. Bunu ispat edip ibret olduğun için ayrıca teşekkürler.
    Asıl hizmetin, daha da büyük farkında olmadan seni tasdik edip onaylayan ve senin aciz oluşumunun içinde beş dakika dahi olsa bulunan akıl sahibi olduğunu düşünüp aslında bir hiç olanların, eğer akıldan bir numune kaldıysa, bunu keşfetmelerini sağlamandı.
    Seninle burada etkileşim kovalayan, hesaplarını sana meze edenlerde bir ömür akıldan eksik; fakat akıllı geçinerek ömürlerini, (bence bir insanın çekeceği en kötü ceza) bu şekilde sanılar içinde yaşayarak ölüp gidecekler.
    Akıl sahipleri için ibretler her zaman vardır. Bir Gollum için ya da ona evrilmek için yoğun çaba harcayanlar için umut yoktur.
    algolperseia 01.09.2026 22:59
  • eski entryler gözükmüyor
    Bütün başlıklar gözükse sol framede güzel olur.
    algolperseia 27.08.2026 19:11
  • insan
    @azio
    Mükemmel dediğin şey nedir?
    Mükemmel olan ancak Tanrı olabilir.
    Mükemmel demek; sabit, değişmez, her açıdan tamamlanmış ve hiçbir ihtiyacı olmayan şeydir denilebilir.
    insan bu tanıma girebilir mi?
    Bizler her şeyi bir neden-sonuç zinciriyle yapabiliriz ve bu ''neden'' dediğimiz şeyde bir ihtiyaçtan ve acziyetten kaynaklanır.
    Yetkinleşmek ve eski kötü durumdan kurtulmak için hareket ederiz, çabalarız.
    Bunun sonunun olmadığını bile bile..
    Bu yüzden insan mükemmel olamaz.
    Mükemmel sadece bir varlığa mahsus olabilir.
    Aynı anda iki mükemmel mantıksal bir çelişki demektir.
    Dolayısıyla mükemmelliğin diğer zorunlu sonuçlarından biri de''bir-tek''olmasından gelir.
    Bizler kısıtlı, sınırlı, ihtiyaç sahibi varlıklarız.
    Yani sorunun cevabı fıtratımız çıkıyor.
    Peki bizim yapacağımız şey ne bunları ne yapacağız amk dedin belki..
    insan ne yazık ki en basit olayda bile duygularının esiri şu yazıyı yazarken bile beğenilmek ve onay görmek istiyor.
    Akıl buna gülüyor ne gerek var, elime ne geçecek diyor.
    Sonradan bunun fıtratından gelen içgüdüsel bir şey, yani hayvani kalıntılarından bir şey olduğunu farkediyor.
    içinde bir potansiyel var insan dediğimiz şeyi en üst tarafa koyalım. Hayvan ortada kalsın, en altta da şeytan var.
    Bu üçü içinde devamlı çarpışıyor yaptığın her şey her hareket 3 ünden birinin ya da ikisinin kombinasyonu olacak 4. Bir ihtimal imkansız.
    Aklı seçersen psikolojik evrimini en üste çıkarıp nihai amaca ulaşacaksın kamil insan olacaksın bir anlamda.
    Hayvanı seçersen duygu ve zevk temalı hayatını yaşayıp ölüp gideceksin.
    Şeytan gibi olursan fitne fesat yatıp boş ihtiraslara ölüp gideceksin öldükten sonraki ödül ceza olayına girmiyorum bile bu ayrı bir parametre şimdilik.
    Başlıkta alfa denilen şey insan dediğim şeyle eşdeğer
    Hayvan=omega oluyor.
    Beta da = şeytanlaşmak.
    Bu üç kavramın hepside hepsini potansiye olarak içinde taşımaya- dönüşümeye devam edecekama nihayetinde birine dönüşeceksin.
    Bu dünyada 4. Bir seçeneğin yok.
    Biraz baştan savma anlatmış olabilirim, anlatmak istediğime odaklan.
    algolperseia 23.08.2026 00:51
  • bana
    kendimize gereksiz yükler yükleyip ideal ve manipülatif personaların altında eziliyoruz ideal kime göre neye göre ideal
    başlığın verdiği persona aslında içsel bir doyuma ulaşmış aklı keskinleştirmiş sağlıklı bir bireye yani kendi özüne dönmekti my7 bunu çok sağlıklı bir üslupla anlatmamış olabilir kafa karışıklığı tam burada başlıyor işte adamın hedef kitlesi gerçekten zeki ve akıllı adamlarmış
    diğerleri dünyaya o kadar açtı ki hiçbir şey elde edemediler ve paradoksun içine düştüler istekleri ve açlıkları terbiye ettiğinde her şeye sahip oluyorsun ama umurunda olmuyor enteresan bir şey gerçekten ama aç adam açlığı sebebiyle hırsla saldırıyor bir bok elde edemeyip bu mutsuzluk ve açlık döngüsünde takılı kalıyor
    anladın mı şimdi olayı flaşlar çaktı mı zihninde
    alfa dediği şey kendi öz gerçek sağlıklı haline dönmenden toplumun sistemin idealleri ve sana aşıladığı yalanlardan arınmandan başka bir şey değil yani sağlıklı ve gerçek personan bu doğrultuda istediğin her şeyi elde eder ve özgürce takılırdın çünkü sağlıklısın doğal olarak dişilerin ve toplumun ilgisini çekiyorsun
    hepsi aklını yediği için sen onlara garip geliyorsun hatta insanlar seni de hasta etmek için garip bir çekime kapılıyorlar hatırladın mı dişiler seni törpülemek için gelirler diyen ustayı
    rahat kendinden emin özgüvenli berrak bir zekaya sahip olduğun için de rahatça ihtiyaçları tespit edip öğrenmen gerekenleri öğrenirsin özgürce ne olmak istediğini bildiğin için başarılı ve zengin olmaman mümkün değil bu durumda her şey tamamen senin tercihine kalıyor
    burada aslında öze dönüş anlatıldı ama insanlar olayın ambalajıyla ilgilendi çoğunluk o yüzden bir bok olamadı hastalığı doğru teşhis edip mücadelenin şahsi olduğunu anlamadılar o hasta benlik o kadar yapışkan ki kendi kendini tedavi edecek imha edecek şeyi hastalığından ötürü sana göstermiyor
    ironik bir durum ama üzücü ben beynine soksam bile inkar edip saçma sapan yol arayışına devam edeceksin buna saygım sonsuz fakat hüsrandan başka bir şey değil ve olmayacak kardeşim
    mücadele şahsi kurtuluş da şahsi
    algolperseia 16.08.2026 01:57
  • bana
    Uykum yok lan haftasonu hiç uyuyamıyorum
    algolperseia 16.08.2026 01:36
  • bana
    şunu kafana iyice sok knk sen bu dünyaya bir askeri kışlanın talimini yapmaya ya da başkalarının yazdığı saçma sapan başarı senaryolarını oynamaya gelmedin sürekli bir şeylerin peşinden koşarak kendini tükettiğin o bitmek bilmeyen yarış var ya işte o yarışın bir bitiş çizgisi yok
    sen o hayali zirveye çıksan bile zihnin sana yine aynı şeyi söyleyecek daha fazlası nerede daha iyisi nerede çünkü ego asla doymayan bir dilenci gibidir içine dünyaları döksen yine boş kalır yine daha fazlasını ister
    kendinle barışmayı dene
    Sürekli kendine kızmayı ne kadar eksik ne kadar yetersiz olduğunu düşünmeyi bırak çünkü seni hasta eden şey bu yetersizlik hissinin kendisi
    biraz çocuk gibi ol hani hiçbir şey kanıtlamaya çalışmayan sadece koşan oynayan o çocuk var ya o asla ölmedi sadece üzerine tonlarca sahte sorumluluk ve korku yığdın
    Hata yaptığında kendine küfretmek yerine sadece gülüp geçmeyi öğren hayat o kadar da ciddiye alınacak bir yer değil
    zihnin gevezeliğine kulak asma
    kafanın içinde durmadan konuşan o yargıç var ya işte o sen değilsin o sadece dışarıdan sana yüklenen kuralların beklentilerin sesi
    Arkana yaslan ve sadece izle kafandan geçen o düşünceler bulutlar gibidir gelir ve geçer sen arkadaki masmavi gökyüzüsün
    her şeyi kontrol etme sevdasından vazgeç kontrol etmeye çalıştıkça her şey elinden kayıp gider bırak biraz hayat aksın
    sen bir ağaç gibi olacaksın kendi toprağında sessizce büyüyeceksin güneşi gördüğünde sevinecek
    yağmur yağdığında ıslanacaksın başkaları ne yapıyor kim nereye tırmanmış bunların hiçbiri senin hayatın değil
    artık o sahte zırhları o ağır analizleri fırlat at sadece bir insan ol sıradan eksik ama capcanlı bir insan derin bir nefes al ve şu anın tadını çıkar çünkü elinde olan tek gerçek hazine tam olarak bu andır
    algolperseia 16.08.2026 01:31
  • daha çok