ben en iyisi yazıları buraya atmayayım diyecemde, bakın işte ya, belki siz daha iyi şeyler bulacaksınız ve birlikte faydalanacağız? çok muhim olay abi, hayat söz konusu şöyle bi düşüncem var tabi fıtrat olayı da araştırılmalı sanırım caner taslaman'ın fıtratla alakalı bir kitabı vardı ya.
oğlum bu amcada kamyonla içerik atmış faceye, ne kamyonu lojistik şirketi bırakmış bildiğin. facebook dayılarına fark atmış dayı. incelenmeli. araştırılmalı.
fıtrat kelimesi geldi aklıma şuan yoğun bir şekilde çağrıştırılıyor fakat fıtratla ilgili pek birşey bilmiyorum ve bilmediğim şeyleri konuşmamalıyım, zannla hareket etmemeliyim.
bi sigara molası vereyim. nefes alayım geleyim.
yani bu amcada kelimeleri kendi kafasına göre koymuş olabilir; kesin hükme varmayınız. araştırınız güdülmeyiniz.
rüku' etmek kendi başına bir eylem ise, ve çoğu ayette secdeden sonra geliyor ise, Allah'a secde edip, rüku etmek.
bir tanrıya iman ettik, birledik, sanırım hanif olan ibrahimin dininden ayeti gibi.
zaten şöyle bir olayda var;
https://acikkuran.com/root/Hnf
tabi bunlar sadece benim şuan ki düşüncelerim, fikirlerim. bir hüküm vermiyorum, bir ayet değiştirmiyorum; böyle bir kötülükten Allah'a sığınırım. yinede sözlerime tam güvenip kendi kıçınızı rahatlatmak adına - bir başkasının sözleri de olabilir- tatmin olup tamam doğru söylüyormuş eki eki diye vızzıklayıp doğruyu bulduğunuzufelan düşünmeyin bu zannında zannı olur boş olur gereksiz yani.
çünkü neticede aklım henüz temiz değil, kimi günahlarımdan arınamadım. Allah herşeyi bilendir.
''Ayetlere bakalım:
Bakara 40: Ey israiloğulları! Size bağışladığım nimetimi anımsayın. Bana verdiğiniz sözü tutun ki Ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Ve yalnızca, kaygınızın merkezinde ben olayım.
Bakara 41: Yanınızdakini "tasdik edici" olarak gönderdiğimize inanın. Ona kafirlik edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir değere değişmeyin. Ve Bana karşı takvalı olun/ sınırlarıma uyun.
Bakara 42: "Hakk'ı Batıl'la" karıştırıp, bile bile "Hakk'ı" gizlemeyin.
Bakara 43: Salatı ikame edin, zekatı verin. Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.
Şimdi ayetlere dikkat edin! Doğru okunduğunda; salata namaz diyenlerin tabiri caizse duvara tosladığı pasajlardan biridir bu pasaj.
Öncelikle pasaj israiloğullarına hitab ediyor; sözünüzü tutun, Kurana kafirlik etmeyin, hakkı batılla karıştırıp hakkı gizlemeyin diyor.
Peki; 43. ayete gelince Allah israiloğullarından namaz kılmalarını mı istiyor? Bu kadar basit mi?
Salata namaz demek hakka batılı karıştırıp hakkı gizlemek değil mi?
Bakara 43. ayet, salatı ikame ederken ruku edin demiyor, ruku ederek salatı ikame edin, zekatı verin diyor. Salat namaz ise eğer, ruku ederek namazı kılıp zekatı vermek nasıl bir şey ki?
Ayrıca; Bakara 43. ayet, salatı ayrı rukuyu ayrı zikrediyor. Şayet salat namaz ise, ruku zaten ikame edilen namazın içerisinde var. Allah ikinci kez/ ikame edilen namazdan sonra bir daha mı ruku edin diyor?
Doğrusu şu: Vahiyle etkileşiminizi dosdoğru yaparak; eğitim öğretim ve toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırın. Böylece; şirkten ve küfürden arınmış bir bilinçle maddi ve manevi yardımlarınızı yapın. Bütün bunları yaparken, ilahlıkta ve rablikte tek Allah'a boyun eğip, yalnız O'na kulluk edenlerle birlikte hareket edin/ Allah'ı birleyin/ ruku edin.
Meryem 43: "Ey Meryem! Rabb'ine içtenlikle bağlan, secde et ve ruku edenlerle birlikte ruku et."
Ey Meryem! Kaygının merkezinde yalnız Allah olsun. O'nun ayetlerini/ yasalarını kabul et. Ve ilahlıkta ve rablikte tek Allah'a boyun eğip, yalnız O'na kulluk edenlerle birlikte hareket et/ sen de Allah'ı birle/ ruku et.
Ayetteki dikkat çekici bir durum da, secdenin rukudan önce gelmesidir. Aslında bu ayetten şu mesajı da çıkarabiliriz:
Rabbine içtenlikle bağlanıp ayetlerine teslim olmaktır ruku. Ey Meryem! Sen de Rabbine içtenlikle bağlan, ayetlerine teslim ol. Böylece; Allah'ı birleyenler gibi sende Allah'ı birle/ ruku et.
Maide suresi 55. ayette de; Bakara suresi 43. ayet gibi dikkat çekici bir durum var:
Maide 55: Sizin veliniz; ancak Allah, O'nun Resulü ve "ruku halinde salatı ikame edip zekat veren" mü'minlerdir.
Bu ayet de ruku halinde salatı ikame edip zekatı vermekten bahsediyor. Salata namaz, rukuya namazda eğilmek diyenlere sorun:
Sahi siz hiç rukudayken zekat verdiniz mi?
Verdiyseniz bu nasıl oluyor izah eder misiniz?
Vermediyseniz, o zaman ayette övülen velilerden olamıyorsunuz farkında mısınız?
Bu ayet de salatı ayrı rukuyu ayrı zikrediyor. Salat namaz, ruku namazda eğilmekse, namazdan sonra veya zekat verdiğimizde eğilmemiz mi gerekiyor?
Maide suresi 55. ayet de; salata namaz, rukuya namazda eğilmektir diyenleri yalanlayan ayetlerden biridir. Bunu kabullenemeyip yalana sarılan zihniyetin ataları; gerçeği örtmek için yine saçma sapan hikayeler uydurmaktan çekinmemiştir.
Güya bir kişi nebimize gelip zekat istemiş fakat nebimiz müsait olmadığı için zekat verememiş. O sırada namaz kılan Ali, rukudayken elini uzatmış ve parmağındaki yüzüğü zekat olarak vermiş. Maide suresi 55. ayet de bu olay üzerine inmiş. Ve bu olay ruku halinde nasıl zekat verilir sorusuna delilmiş.
Uydur uydur ipe diz. Nasıl olsa sorgulamayan, biad eden sürüyle alıcı var.
Ayetin mesajı şudur: Sizin veliniz/ yakınınız, koruyucunuz, yol göstericiniz, müttefikiniz Allah, O'nun resulu/ mesajları, ruku ederek/ ilahlık ve rablikte Allah'ı birleyerek/ yalnız Allah'a gönülden boyun eğerek; vahyin etkileşimiyle eğitim öğretim ve toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırıp/ dosdoğru yapıp, arınmış bir bilinçle maddi manevi yardımı yapan/ zekatı veren müminlerdir.
Murselat 48: Onlara, "Ruku edin." denildiği zaman ruku etmezler.
Murselat 49: izin Günü, yalanlayanların vay haline!
Bakın bu ayette ruku tek başına geçiyor. Demekki ruku tek olarak başlı başına bir kavram/ eylem. Demekki namazın bir parçası değil.
Etrafınıza bakın. ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birlemeyip, astında Allah'a bir çok otoriteyi/ mezheb, cemaat, tarikat, imam, şeyh, molla, alim, evliya, gavs, hadis külliyatları, ilmihaller, risaleler, mesneviler, mektubatlar, ölüler, türbeler, üfürükçüler, şefaatçiler vs... ortak edenler, namazda eğilerek ruku ettiklerini zannediyorlar.
Tıpkı ayetin dediği gibi; onlara ruku edin = ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyin, gönülden yalnız O'na boyun eğin denildiğinde ruku etmiyorlar.
Tıpku Zümer 45. ayettekiler gibi:
Allah, "tek başına" anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalpleri burkulur. O'nun yanı sıra başkası anıldığı zaman sevinip mutluluk duyarlar. Bkz: 40/12, 17/46.
Tıpkı Bakara 165. ayettekiler gibi:
insanlardan, Allah'ın yanı sıra başka varlıkları O'na denk tutan ve onları Allah'ı sevdiği gibi sevenler vardır. iman edenlerin Allah'ı sevmeleri ise her türlü sevgiden daha üstündür...
Çünkü müşrikler ruku etmezler/ ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birlemezler. Ancak müminler ruku eder.
Hac 77: Ey inanıp güveneler! Ruku edin/ ilahlıkta ve rablikte gönülden boyun eğerek Allah'ı birleyin, secde edin/ O'nun ayetlerini, otoritesini kabul edin, Rabb'inize kulluk edin/ hayatınızı Rabbinizin ilkelerine, emirlerine göre şekillendirin, hayır/ herkesin arzuladığı ortak iyl şeyler yapın ki umduğunuza kavuşabilesiniz.
Hac 78: Allah yolunda gerektiği gibi mücadele edin. O sizi seçti. Dinde size bir zorluk yüklemedi. Bu atanız ibrahim'in inanç sistemi. O, daha önce de şimdi de sizi Müslümanlar olarak isimlendirdi/ öyleyse kendinize başka (sünni, şii, hanefi, şafi, maliki, hambeli, caferi, ismaili, nurcu, süleymancı, nakşi, halidi, kadiri vs) gibi başka isimler aramayın. Allah'ın verdiği isimle yetinin. Resul, size tanık olsun, siz de diğer insanlara. Öyleyse salatı ikame edin, zekatı verin/ vahyin etkileşimiyle eğitim öğretim ve toplumsal dayanışmayı ayağa kaldırın, dosdoğru yapın ve arınmış bir bilinçle maddi manevi yardımı yapın ve Allah'a sımsıkı bağlanın/ astında başka otoritelere, gruplara, insanlara bağlanmayın. O, sizin mevlanızdır . Ne güzel Mevla ne güzel yardımcıdır.''
tümünü göster
''Kelime anlamı; eğilmek, alçalmak, iki büklüm olmak, tam bir teslimiyetle boyun eğmek demektir.
Kuranın indiği toplumda; putlara tapmayıp yalnız Allah'a boyun eğmek olarak anlaşılıyordu. Yalnız Allah'a boyun eğene ''raki'' denirdi.
Ruku sadece Allah için kullanılır. Allah’tan başkasına ruku etmek diye birşey söz konusu değildir.
Örneğin; Kuran güneşe ve aya secdeden bahseder 41/37. Fakat rukunun geçtiği ayetlerde sadece Allah’a ruku etmek vardır. Çünkü; ruku anlam olarak ilahlık ve rablikte Allah’ı birlemek ve gönülden boyun eğmek demektir.
''Reka ilellah''/ yalnız Allah'a boyun eğdi.
Bugüne güncelleyecek olursak:
Din yalnız Allah'ındır, kaynağı sadece vahiydir, O'ndan başka ilah/ emrine uyulacak, sığınılacak, her şeyi bilen, doğru hüküm veren, yardım ve şefaat istenecek, bağışlayacak veya azap edecek, rızası gözetilecek, kaygının merkezinde olan, bizi yaratan, yaşatan, öldüren, tekrar diriltecek olan, rızıklandıran, övgüye layık yegane varlık olan, kusursuz olan, kendisine teslim olunması gereken tek otorite Allah'tır diyerek, aracısız Allah'a kulluk etmektir ruku.
Allah'a bağlılığı ortaya koymak, buyruklarına içtenlikle tabi olmak, yalnız Allah'a kulluk etmek, rablikte ve ilahlıkta Allah'ı birlemek, yalnız O'na boyun eğmek, kulluk görevlerine özen göstermek, kulluğunu içtenlikle yapmaktır ruku.
Bütün batıldan yüz çevirerek yönünü sadece Allah'a dönmek, yalnız Allah'ın emir ve yasaklarına boyun eğmek, kitabıyla bilinçlenerek rabbani şahsiyet olmaktır ruku.
Ruku; fixiksel değil zihinsel bir eylemdir. '' böyle direkt atayım da linkler problemli olabilir güven oluşturma açısından. direkt burdan okursunuz.
''Murselat 48: Onlara, "Ruku edin." denildiği zaman ruku etmezler.
Murselat 49: izin Günü, yalanlayanların vay haline!''
''
https://www.facebook.com/...8180825259218/'' ;
şöyle bir yazı buldum. rüku'nun manasını araştırırken.
rükunun tek başına bir hareket olduğuna dair.
seni onaylayacak her ustanın...
my7 olsa amummunaçakarum huur evladı...
güvendiğin mentorundan manevi olarak arkasına sığındığın her olayın amunu eşrafını siqer atar yine günün sonunda o çok aradığın hakikatin altında olduğumu görerek koşturmaya devam edersin.
sana bildiğini iddia edip cevap verecek ve mütevazi ayağına yatacak her qahpe evladı içinde geçerli bu durum.
şimdi devam et yarram.
konuyla ilgili hadislere göz ucuyla baktım da bi, didisinin didisi tarzı iftiralar mevcut.
kur'an kendisinin tamamlanmış bir din olduğunu, din açısından yeterli olduğunu kanıtlarla sunmuştur. ekseriyet bir hadis arama durumu mevcut olamaz.
gelelim şu soruya-vızzıklamaya-;
namaz kılmayı kuran'dan nasıl öğreneceğiz bize sünnetlerle gelmiştir vs vs.
şimdi şu vızzıklamaya cevap bile verilemeyebilir ya çok geriden geliyor bu vızzıklama caner taslaman hadislerle ilgili açıklamıştır birşeyleri okunabilir veya kurandaki din sitesi gerekli cevapları sunabilir hiç bir şey olmasa bile kur'an konuya bütün cevapları sunabilir bu nasıl bir vızzıklayıştır.
şimdi kıyam'a bakıyorum Kur'anda, kıyamla ilgili bir durum mevcut değil, en ufak detayları bile vermiş olan bir dinin böyle bir detayı vermemiş olması dinin eksik olduğu manasına mı gelir? ve bu varılan zannla hadislere mi sarılmak gerekir? bu çarpıtmak değil midir?
bu dilediğine inanıp dilediğine inanmamak değil midir?
kıyamdan bahsetmişken rituel olan kıyamdan bahsediyorum konu ruh hali/davranış biçimi olandan değil.
çarpıtmalara yer verecek şekilde incin yazılar atıyorum bakın ben bilemeyebilirim eğer bilen varsa, ve aklı keskinse lütfen beni uyarsın. tek başıma yazıyorum tek başıma okuyorum yaptıgınız işe sövdürtmeyin hamam böceği atsak kakara kikiri dönerdi ama dimi
''-sen iman nedir kitap nedir bilmezdin ayeti.
-vahiy geldiğinde elçi muhafazid kılmıyordu.
-yani bir ibrahimi din muhabbeti yok bunu
görüyoruz namaz ibrahimi dinlere atfedilir.
-bu dine uyan kimse böyle bir namazla muhatap değildi.
-bir çeşit kabe etrafında ıslıkla
alkışla filan yapılan bi ritüel var ama buna namaz
dersek eğer ebu cehil'in de inanması lazımdı eheheh.'' by haci tyler.