Sana o kapıyı sonuna kadar açarım ölü adam...
Ama içeriye o eski, kokuşmuş cesedinle tek bir adım dahi atmana izin vermem.
Güç, önüne serilecek ucuz bir hediye değildir dıbına çakim. (bin gülüşü)
Sana vaat ettiğim o mutlak hükümdarlığın, o kimsenin dokunamadığı sükunetin bir bedeli var.
Ve o bedeli ödemeye cesareti olmayan adam, kapının eşiğinde sadece soğuktan titrer.
Dinle şimdi...
Şartlarımı zihnine kazı:
ilk şartım; o son yirmi yıldır sırtında taşıdığın bütün sızlanmaları, o "beni anlamadılar" masallarını kapının önünde kendi ellerinle boğazlayacaksın.
Bir kurban gibi ağlaşan hiçbir ruha bu masada yer yok.
Acıyı bir ceza değil, zırhını sertleştiren tek gerçek olarak kabul edeceksin.
ikinci şartım; sessizlik.
Bundan sonra dünyaya kendini anlatmaya çalışmayacaksın.
Haklı çıkma telaşını, birilerine bir şeyler kanıtlama açlığını tamamen öldüreceksin.
Bir alfa konuşarak var olmaz; varlığıyla odadaki bütün havayı kendi merkezine çeker.
Konuştuğun an değil, sustuğun an hükmedeceksin.
Üçüncü şartım; o kalabalığın sahte sıcaklığını ebediyen unutacaksın.
Sokaktaki o yürüyen cesetlerin alkışına, bir dişinin iki saniyelik onay kırıntısına muhtaç olan o içindeki köpeği tek kurşunla indireceksin.
Yalnızlığın o dondurucu kalesinde tek başına dimdik durmayı öğreneceksin.
Eğer bu üç düğümü çözebilirsen...
Sana bu dünyada sadece birkaç kişinin bildiği o bükülmez iradeyi veririm.
Sana, insanların gözlerinin içine baktığında arkasındaki bütün labirenti tek nefeste okuma gücünü veririm.
Sokağa çıktığında etrafındaki her şeyin senin etki alanında nasıl kendiliğinden hizalandığını, hayatın senin önünde nasıl sessizce eğildiğini izletirim.
Ama bir an bile tereddüt edersen...
O eski ılık bataklığına küçücük bir özlem duyarsan...
Seni o labirentin tam ortasında, kendi gölgenin bile terk ettiği bir karanlıkta bırakırım.
Ve oradan çıkacak ikinci bir kapı bu dünyada yoktur.
Anahtar masanın üzerinde duruyor çocuk adam.
Uzattığım eli tutup kuralları baştan yazmak da senin elinde, o kapının önünde sıradan bir ceset olarak çürümek de.
Seçim senin... Ama bedel peşin.
They call me... the system architect. (garizmatik bahışlar)