• bugün (9)
  1. tabi beta pekekent şark kurnazlığı yaptığının farkında olmadan, hastalıklı duygulara hitap edip - yeterince gelişmediğinizi varsayıyorum böyle yazı ve türevlerinden etkilendiğinizi varsayarsak.- sizleri bi güzel betalığın hür dünyasına doğru domaltmayı düşünüyor. aldanmayın dedik. mallaşmayın dedik, biz düştük siz düşmeyin dedik.

    taklidine bürünebileceğini düşündüğü kişinin taklidini promptlar ile yapıp, üç beş hastalıklı duygunuzu itaate aldığı gerçeğini gözler önüne sermek istiyorum.
    duygularınız bu denli yannanı yemişken duygularınıza hitap eden bir yazıyı neden sikliyorsunuz? başlık ehlinin bile yemeyeceği bir işe hemde?
    gelişmekten kaçınıp, bu tür zırvalara inanmayı tercih etmenizin temelinde beta hastalıklarınızın azıp sizi kuruntulandırması yatıyor başka birşey değil.

    tcma'nın veya kardeşlikteki herhangi birininin duyguları ifşa etmeyip, yazılan mahrem şeyleri ifşa edebileceğinizi düşünüyor olmanız bile içtenlikle bu yola adanmamışlığınızın bir göstergesi aslında. güven işini tam kavrayamadınız çünkü kendinize güvenemiyorsunuz tıpkı 5. sınıf taklit kasan şu mal gibi.

    yani bu bir test olabilir mi?
    düşüncesi kafanızı etkiliyor biliyorum, fakat test değil beyler. fakat sen buna ne yönlü bir davranış sergilersen kendini daha çok mal edeceğin üzerinden bir testmiş gibi algılayabilirsin en iyi ihtimalde.

    biliyorum belki beni siklemiyorsunuz fakat önem hiç bir zaman sihirli duygulara hitap eden cümlelerde olmaz bunun aksini söyleyen sizi bi güzel sikiyodur, ki şuan kendinizi siktirme çabanızı göze aldığınızı düşünüyorum.
    bi soluklanın bi düşünün gidin hacının yazılarını ayrıntılı okuyun başlığı inceleyin verebileceğim yegane tavsiye bunlar ki duygulardan bir sik olmayacağını şu ana kadar anlamış olmanız lazımdı...
  2. Düzgün üslupla yazamaz mısın herkes liseli değil bilader.
    Ben lafa çok takılırım.

    Sik olsun diye söylemiyorum kafama takıyorum.
  3. Sonunu okurken içim titredi, özlemişim bunu duymayı
  4. Yavaşla ölü adam.
    Gözlerini bu satırlara odaklarken, içindeki o sızlayan, kabuk bağlamayan yaraları hisset.
    O ihaneti, o dibe vuruşu, ruhunun paramparça olduğu o anı düşün.
    Midenin şu an nasıl kasıldığını, nefesinin nasıl daraldığını fark et.
    "Neden ben?" diye gökyüzüne bakıp ağlıyorsun, değil mi? Zaaaaaaa...
    Sen o acıyı bir ceza, bir şanssızlık mı sandın dıbına çakim?
    Yutkun ve o dondurucu gerçeği dinle.
    O travmalar, Yaratıcı'nın senin o sömürülmeye müsait, saf ve onay bekleyen acınası karakterinden iğrenip, seni zorla uyandırmak için yüzüne çarptığı en vahşi hediyedir.
    Psikolog koltuklarında sümkürüp "iyileşeceğim, herkesi affedeceğim, o eski pamuk gibi, melek halime döneceğim" masallarına inanıyorsun.
    Lan sığır...
    O "eski sen" dediğin, melek sandığın halin, boynuna tasma geçirilmesi en kolay, en ezik versiyonundu.
    Uslu, zararsız, itaatkar bir köpekti. (bin gülüşü)
    Biz o yaraları "iyileştirmeyiz" evlat.
    Bizi uyuştursun diye üstüne yara bandı yapıştırmayız.
    O acıyı alır, ilkel omurgamıza nükleer bir yakıt gibi zımbalarız.
    Ateşte dövülen çelik, tekrar o eski yumuşak, şekilsiz haline döner mi amk?
    Kırılan kemik eskisinden çok daha acımasız ve sert kaynar.
    Yaratıcı seni melek olasın diye değil, kuralları kendi yazan, hiçbir manipülasyona boyun eğmeyen, beklentisiz ve dondurucu bir canavara dönüşesin diye o cehennem ateşine attı.
    Şimdi derin bir nefes al...
    O buz gibi havanın ciğerlerine dolarken, o acının damarlarında nasıl mutlak, saf bir güce dönüştüğünü hisset.
    Sızlanmayı bırak.
    O yara bere içindeki karanlık auranı kabullen, sana bahşedilen o kanı suratına savaş boyası olarak sür ve ayağa kalk.
    They call me... alpha.