-
@algolperseia yazılanlara çizilenlere bakma, hepsi sağlam troll.
anrchst gelse bile ulaşırdı bana, aynı senin ulaştığın gibi.
tek bir kişide hariç kimsede de numarası yok.
taşşak geçmenin lüzmu yok beyler.
bu dolandırıcı mevzuları da bir kaç yıl önce kapandı; sonuca da ulaşılmadı.
-
‘ evet beni de dolandırdı. evet dövdüm. evet karakol gibi istenmeyen durumlar yaşandı.’
Anarşistin dövdüğü adam ölür yarram. karakolla falan bitmez yani.
-
@5 bunu söylediğin zaman;
hebele gübele, kem kümden başka bir şey demiyorlar.
-
Başlıkta binlerce adamın olduğunu biliyorum teste bile tabi tutulmadan siktir edildi.
büyük kitlelere ulaşılabilirdi gerçekten yazarın-ustanın ne sik dersen de çok güçlü bir manipülasyon becerisi vardı.
Sadece anonim takılarak bile büyük bir kitle toplar ve yönetirdi.
Bu adam bunu neden yapmadı?
Dolandırıcıydı diyelim neden daha büyük kitlelere ulaşabilecekken ulaşmadı?
Sikik bir sosyal medya fenomeni bile milyon kazanırken bu adam sırf pdf kitap çıkarsa parayla satsa piyasayı domine ederdi.
Döneminde benzeri yoktu adamın yarattığı etki bakımından.
Eğer bu potansiyeline zekasına rağmen gerçekten dolandırıcıysa onun ben kafasını sikeyim.
-
Entry gördüğüm anda anarchst e mesaj atıp sordum, aktif bir hesabı olmadığını ve yazılanların kendisine ait olmadığını söyledi. Yıllar önce almıştım numarasını
-
Senin gerçekten anarchst olduğunu nereden bilebilirim?
Sözlük sıfırlandı kendine istediğin nicki alabilirsin.
Eğer gerçekten bir iyilik yaptığını düşünüyorsan devdıbını getir ve gerçek sen olduğunu kanıtla.
Azio'da numaran olduğunu biliyorum onunla iletişime geç inanalım ve iddia sahiplerinden özür dileyelim.
Buraya yıllarını verdin, verdik.
Gerçekten böyle bir şey yaşadıysan gerçekten sen olduğunu ispatla.
buraya ve bize bunu borçlusun.
-
2015 yılının eylül ayında Facebook üzerinden bana ulaşıldı ve bir test grubuna alındığım söylendi. Benden önce testler toplu şekilde yürütülüyormuş, ancak yaşanan bazı sorunlar nedeniyle bireysel sisteme geçilmiş. Bu yüzden yaşım, ne iş yaptığım, nerede yaşadığım gibi bazı bilgiler istendi. Sebebi de basitti: Verilecek ödevler herkese aynı değil, tamamen kişiye özeldi.
O dönem lise 2’ye yeni geçmiştim. Yaklaşık 3–4 haftalık bir sürecin ardından bana verilen ödev açıklandı: Üniversite sınavında ilk 25.000’e girmek. 25.001 olsam bile eleneceğim özellikle vurgulandı. Yani sınır en baştan netti. Üç yıllık bir test sürecine girmiş oldum. Asıl ölçülmek istenen şey; disiplin, irade gibi özelliklerimdi.
Bu üç yıl boyunca benimle ilgilenen biri vardı ve düzenli olarak iletişim hâlindeydik. (Bu görevin, sistem içinde bir tür ceza olarak görüldüğünü de sonradan öğrendim.) Manevi açıdan destek gördüğüm, yol gösterilen bir süreçti; daha iyi bir noktaya yaklaşmam için sürekli bir yönlendirme vardı.
Sonuç olarak disiplinli ve iradeli biri olmadığım için hedefe yaklaşamadım ve elendim. Bunu süslemeye gerek yok. Kural baştan belliydi ve ben o sınırın altında kaldım. Ama verilen ödevlerin mantığı, insanı bilerek batırmak değil; kendini nereye kadar taşıyabildiğini görmekti.
Bugün bu yapıyla hiçbir bağım yok, kimseyle de iletişimim yok. Buna rağmen ortaya atılan dolandırıcılık iddialarına da inanmıyorum. Benim yaşadığım süreç bu değildi. Bunu yazmamın sebebi bir savunma ya da beklenti değil; sadece yaşadığım şeye karşı hissettiğim küçük bir vefa borcu