-
@a fire will rise: kendimi saf olarak nitelendiriyorum ama tamamen kusursuz saflıkta değilim.
benim de şeytani özelliklerim var ama ufak tefek.
şikayetçi olduğum konular ise basit, açıkladığım gibi.
-
@algolperseia döktürmüş...
eskileri aratmayan insanlardan bir tanesi.
konuya gelirsek dostum: zamanında my7, shakespeare'dan alıntı yaparak "iyi veya kötü diye bir şey yoktur; onlar sadece senin bakış açına göre şekillenen imgelerdir" demişti.
bugün iyilik yapıyorum ve yarın mükafatını beklediğim için mi? hayır. böyle bir beklenti içerisine girersem hem inancıma hem de kendime yapacağım en büyük cezalandırma olur, benim için aciziyetin en doruk noktasıdır.
özel bir çocuk ile iletişim halindeyim, neden "özel"? özü temiz birisi çünkü. ama çocuğun kusuru ne? yerinde sayması...
ama bu yerinde saymak dediğim durum, onun "ben neden böyleyim? çok sefil haldeyim" gibi içsel çatışmalarından dolayı değil, kendini sanal alemin illüzyonuna (oyun vb.) kaptırması; bunu kısıtlı zaman olarak algılaması.
ben bu çocuğa babacan tavırla yaklaşsam da sonuç alamıyorum.
zaten çocuk başlıktan bihaber değil, okudu pdf'i ve her şeyi biliyor ama "niye tekrar okuyayım" diyor.
sosyal medya çöplüğüne hiç girmeyeyim diyorum ama kısaca değinmem gerekirse ki artık toplumu şekillendiriyor: lan bazen sorguluyorum "adam seni kışkırtmaya çalışıyor, sen beyinsiz misin ki niye cevap veriyorsun?"...
insanların gazını almak için yapılan girişimler ve insanlarda "her şeye yorum yapma" ihtiyacı gütmesi...
like, yorum yapma, "hikayemi kim görüntülemiş" merakı; bunlar annemde bile oluştu(62 yaşında kadın)...
herkesin bir personaya bürünmesi, insanların bunun farkında olmasına rağmen çağdaşlığı sürdürmesi...
ailevi özellerime girmeyeceğim ama yüzeysel değerlendirmem gerekirse: ben aileme bakan birisiyim, her ailede olduğu gibi bizim ailemiz de dört dörtlük değil. ben mümkün mertebe akılcı davranarak doğru kararlar almaya çalışsam da bunu baltalıyorlar...
dıştan biri gözlemlese ve "ailedir, atsan atamazsın satsan satamazsın" der; ama aile kavrdıbının olmadığı bir hanede duygusallığı bir kenara bırakıp mantıklı düşününce insan acımasız olmaya başlıyor.
yaptığım iyilikleri daimi olarak suistimal edildiklerini görüyorum.
buna rağmen inanç kendi inancım olduğu için fıtratıma uygun olarak her namaza oturuşumda aileme dua ediyorum; evet, bir gün "düzelecek" umuduyla...
ama ailem dualarıma uygun bir şekilde mi davranıyorlar? asla!
insanlara gerekli/gereksiz iyilikler yapıyorum "bu beni değerli kıldı, neden ben de aynı şekilde devam etmiyeyim ki?" düşüncesini aşılamak için ama sonuç nafile...
onların gözünde kullan-at bir model durumuna düşersin.
ve tabii ki beklentiye girmiyorum; sadece "o an" içimden geliyor.
şimdi bu benim çabam insanlıktan umut beklemek mi yoksa kendimi kandırmak mı?
tümünü göster
-
Hakikaten olayın köküne inmek gerekiyor.
Bizim tartışacağımız meseleler olayların gereksiz ayrıntılarını tartışmaktan ibaret.
Yalnızca tanımlarla hareket ediyorken iyi ve kötünün ne olduğunu anlamaya çalışmak aptallık olur.
Tanımlarla uğraşıyoruz çünkü olayları hissetmek bunları kendim olarak yaşayarak tecrübe etmek gerekiyor yoksa iyi nedir? Kötü nedir? Bunlar biz göçtükten sonra bile tartışmaya devam edilecek mevzular. bırakın bunları gereksizler tanıma oturtsun.
-
iyi niyetinin suistimal edilmesinden bahsetmiş bu gerçek kötülük.
Kötülük olarak niteleyeceğin yarışta kendini ön plana almak sistemin getirdiği kötülük.
Aslında iyi niyet ve karşılıklı anlayıştan o kadar uzak kalmış ki kötülüğe yoruluyor ancak uzaktan yakından alakası yok.
Bunları artboy’a yazsam ‘egonuzu sikm insan değilsiniz’ falan yazardı amk.
-
Baktığın zaman herkes aynı şeyi söylüyor.
Peki kim bu insanlar yeryüzünü zulümle dolduruyor?
Neden herkes insanlardan şikayet edip kendine bakmıyor?
Evet insanlar kötü iyi değil.
Ama sende bende potansiyel kötüyüz belkide diğer kötüler gibi, herkes gibi kendimizi iyi sanan birer kötüyüz.
Birileri mahkum olacaksa bu öncelikle kendimiz olmalı.
Bir kurban aramaktansa içindeki kurbanı kesmek en önceliğimiz olmak zorunda.
Aksi takdirde ne anlamı var milyarlarcası düzene sövüyor milyarlarcası iyi olduğunu iddia edip yeryüzünü zulümle dolduruyor.
En kötü insan; bu yeryüzünün çoğunu teşkil ediyor. iyi olduğunu sanıp yeryüzünü kötülükle doldurandır.
Hiçbir gerçek kötü ben kötüyüm demiyor diyemiyor. Gerçekten bilerek kötülük yapan, bilinçsiz ve sanılarla hareket edenden daha az zarar veriyor.
Filmleri dizileri bırakın herkes iyi olduğunu sanarak kötülüğü ve menfaati hak görerek birilerini sömürüyor, zulmediyor.
Peki senin iyi olduğunun delili ne?
Hak gördüğün şeyleri belkide hiç haketmedin?
Belki de kötü birisin?
Seni iyi biri yapan şey ne senin öyle sanman mı?
Belkide sadece sanıyorsun kim bilir.
-
insanların düzeleceğine dair umutlarımın suistimal edilmesi ve insanlıktan beklentimin kalmaması...